Sepet sepet yumurta sakın beni unutma, unutursan küserim yanağından öperim...
Anadolu kültüründe; Yeni doğan bebeğin ilk ev dışı gezmelerinde, ziyarete gittiği hane sahibi tarafından bebeğe verilen yumurtaya kırk uçurma yumurtası denir. Çoğu durumda kalabalık ailelerde bu ziyaret aylar sürebilir. Bebeğin bir yaşına gelene kadar sürmesi de esprilili de olsa normal karşılanır.
Yumurta verme adeti, sağlık sıhhat ile bolluk ve bereketli bir çocuk olması dileklerinin göstergesi olarak kabul edilir.
Sekiz aylık Elif kızımıza sağlıklı, bolluk ve bereketli bir ömür diliyoruz. Yumurta gibi semiz olur inşallah...
Güzel arkadaşım her doğum gününde seyahatte olduğundan bu defa yakalamışken üç gün üç gece kutlayalım dedik... 31 Ağustos akşamı nerede miyiz? Bir iskele dolusu insan nereye sığarsa!
Yine şifa reçelime devam. Tam zamanı diyerek her hafta yapıyorum. İkişer üçer kiloyu geçmeyen gerçek bir el uğraşısı gerektiren reçeller bunlar.
Yedi çeşit meyve, yedi çeşit baharat koyuyorum ya, her defasında farklı bir meyve koymayı adet edindim. Zaten kırk sopa vursanız bir şeyi iki defa tıpa tıp yapmayı sevmem. Huyum kurusun!
Hazırladığım şifa reçellerime salt "reçel" demek biraz haksızlık oluyor! Kuvvet macunu ya da şifa macunu mu desem acaba? Şekeri az, meyvesi bol, baharatı kararında olan reçellerimin şeker şurubu asla şeker revağı değil. Hele fabrikasyon mısır şurubu hiç değil. Meyvelerin bazılarını küçük küçük doğrayarak, bazılarını rendeleyerek, bazılarını da suyunu sıkarak kullanıyorum. Vişne kullanarak yaptığım parti bu defa diğerlerinden farklı olmuş.
24-28 AGUSTOS 2010
AGUSTIN SEPULVEDA SARIEGO
(Latin Amerikalı Toplumsal Ekolojist, Permakultur ve Ekoloji Restorasyonu Uzmanı)
& EMET DEGİRMENCİ ile SOYLESİ DIZISI
24 Ağustos Salı 14:00-16:00 – BURSA Nilüfer Kent Konseyi Evi
Latin Amerika’dan Deneyimlerle Eko-Topluluklar ve Permakültür
Agustin Sariego ve Emet Degirmenci
25 Ağustos Carsamba 16:00-18:00 – BURSA Nilüfer Kent Konseyi Evi
Kadınlar Ekolojik Donusumde / Ekofeminizm Kitabi Soylesi ve İmza
Emet Degirmenci, Aysen Eren ve Canan Kızılaltun
26 Ağustos Persembe 14:00-15:00 – Yasam Radyo 89.4 Ekotopya programi
Agustin Sariego ile Emet Degirmenci Bulent Muftuoglu’nun Ekotopya programinda
27 Ağustos Cuma 19:00-22:00 – MMO İstanbul
Latin Amerika ve İskandinavya’da Sosyal Ekoloji
Toplum Yeniden Kurmada Degisik Perspektifler
Toplumsal Ekolojinin Felsefesi ve Siirselligi
Agustin Sariego ve Emet Degirmenci
28 Ağustos Cumartesi 14:00-17:00 – MMO İstanbul
Eko-Topluluklar, Komünler ve Permakültür
Agustin Sariego ve Emet Degirmenci
Not: Söylesiler sirasinda ceviri yapilacaktir.
http://www.facebook.com/event.php?eid=152366811444893
Diktiğiniz her tohumun içinde muazzam bir Evrensel bilgi vardır. Hem de İnsan yapımı hiçbir şeyle kıyaslanmayacak kadar büyük bir bilgi. İşte bu bilgi sayesinde tohum ne zaman canlanıp büyüceği, topraktan hangi özsuları emeceğine Güneş, Ay, Yıldızlar gibi gökcisimlerinin ışınlarından nasıl yararlanacağına saniyenin on binde biri kadar kısa sürede, kesin olarak karar verir, nasıl gelişeceğini ve hangi meyveyi vereceğini gayet iyi bilir.
Meyveler, insanın yaşam destek ünitesi gibidir. Her türlü hastalığa karşı vücudun direncini arttırır, onlarla mücadele ederler, hali hazırdaki ve gelecekte üretilecek İnsani yapımı tüm ilaçlardan DAHA ETKİLİDİRLER.
Ama bu tohum bu mücadeleyi verebilmek için insanın durumunu bilmek zorundadır. Zira hasta ya da hastalığa meyilli bir insanı iyileştirebilmek için olgunlaşma evresinde meyvesine hangi maddeleri yükleyeceğini önceden bilmesi gerekir.
Belli bir bahçede yetiştirilen bir salatalığın, domatesin ya da herhangi bir bitkinin tohumunun böyle bir bilgiye sahip olması için aşağıdakiler yapılmalıdır:
Bir veya birkaç tohumu ekmeden önce ağza alıp en az 9 dakika dilin altında tutulmalı, sonra avuçlarının arasında 30 saniye de burada tutulmalı, bu esnada tohumun ekileceği yerin üzerine mutlaka yalınayak durmak gerek.
Avucunu açıp elindeki tohumları ağzına yaklaştır,ciğerlerindeki havayı tohumlar üzerine üfle. Tohumu soluğunla ısıtmalısın ki içinde ne olduğunu anlasın.
Bundan sonra avucundaki tohumu havaya kaldırıp 30 sn Günışığına tutmalısın. Tohum o anda doğuş zamanını tayin eder, bütün Gezegenler de ona yardımcı olacaktır! Filizlere,ihtiyacı olan ışığı verecektir ki bitki sırf Sana özgü meyvesini üretebilsin. Artık tohumları ekebilirsin. Asla hemen sulama, tüm tohumlar tükürüğüne bulandı zaten, seninle ilgili bilgileri emmeleri gerek. Ektikten 3 gün sonra sulayabilirsin ancak.
Her bitki uygun zamanda ekilmelidir (ekim zamanları insanların bildiği ay takvimine göre seçmeli). Tohumu toprağa sulamadan erken ekmenin bir sakıncası olmaz ama geç ekmek kötü sonuçlar doğurabilir. Bitkinin gelişimi esnasında çevresindeki tüm yabani otlar ayıklanmamalı. Mutlaka bu otların her birinden bir tane bırakılmalıdır. Yabani otları ayıklamak yerine budamak da mümkün. Yabani otların da kendilerine göre ödevleri var. Bunlar bir kısmı bitkiyi hastalıktan korurken,diğerleri de ona ek bilgiler sağlıyor.
Bitki büyürken onunla iletişim kurmak,hiç olmazsa istenen boya eriştiğinde,dolunay varken yanına gidip bir kere dokunmak zorunlu. Bu yolla yetiştirilen bir bitki meyvesinin insanın her türlü hastalığına iyi geleceğini, yaşlanmayı büyük ölçüde engeller, insanı zararlı alışkanlıklardan kurtarır, akli yeteneklerini arttırır ve Ruhuna huzur verir.
Meyveler toplandıktan sonra 3 gün içersinde tüketilirse etkileri artar. Böyle yetiştirilmiş meyveler diğerlerinden ayıran sadece tatları değil, incelemeye tabi tutulursa içindeki maddelerin farklı olduğu görülür.
Tohumu ekmeden önce toprağa mutlaka el ve ayak parmaklarıyla küçük bir çukur kazmak, sonra da içine tükürmek gerekir. Ayak terinde insanın hastalığıyla ilgili bilgiler içeren bazı maddeler (mesela toksinler) bulunur. Tohum bu bilgileri alır, ara sıra ekim yerine çıplak ayakla dolaşmak gerekiyor.
Çoğu bahçede olduğu gibi çeşidi bol tutulmalı,nereye ne kadar ekileceği o kadar önemli değil. Enerjik bir bahçe yaratmak için Ayçiçeği gibi (en az bir tane bulunmalı) olmazsa olmaz bitkiler de vardır. Farklı bitkiler ekilmiş tohumluklar arasında en az 2 m2 boşluklar bırakılmalı.
HİÇ BİR İLAÇ DOĞA KADAR GÜÇLÜ DEĞİLDİR.
Bilgiler ‘’Rusya’nın çınlayan sedirleri’’ kitabından alıntıdır
Toprakta çalışan insanları gözlemleyin, kolay kolay hastalık nedir bilmezler, onların Doktoru Toprak Ana ve Doğa’dır.
Biyogüvenlik Komitesi'nin çalışma esasları Resmi Gazetede Yayınlandı, okuyup tahlil etmek hepimizin görevi. En çok da anne babaların!
Madem ki bu dünya gezegenine yeni insan yavruları doğuruyoruz, meydana getirdiğiniz insan formlarının akıbetini düşünmek birinci görevimiz.
Biyogüvenlik Kanunu'na dayanarak çıkartılan, gıda ve yem amaçlı genetik yapısı değiştirilmiş organizma (GDO) ve GDO'lu ürünler ile ilgili başvuru, değerlendirme, karar, ithalat, işleme, ihracat, etiketleme, izleme, piyasaya sürme, denetim ve kontrolüne yönelik yeni yönetmelik, 26 Eylül'den itibaren yürürlükte olacak şekilde Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.
13 Ağustos 2010 CUMA
Resmî Gazete
Sayı : 27671
YÖNETMELİK
Tarım ve Köyişleri Bakanlığından:
GENETİK YAPISI DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR
VE ÜRÜNLERİNE DAİR YÖNETMELİK
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, bilimsel ve teknolojik gelişmeler çerçevesinde, modern biyoteknoloji kullanılarak elde edilen genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerinden kaynaklanabilecek risklerin engellenmesi, insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması için;
a) Gıda ve yem amaçlı genetik yapısı değiştirilmiş organizma ve ürünleri ile ilgili başvuru, değerlendirme, karar, ithalat, işleme, ihracat, etiketleme, izleme, piyasaya sürme, denetim ve kontrole,
b) Genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ile ilgili araştırma, geliştirme ve deneysel amaçlarla yapılacak faaliyetlerin, harici çevre ile temasını önleyecek şekilde, kontrollü şartlar altında, sınırlandırılmış belirli bir alanda denemelerinin yapılmasına,
c) Genetik yapısı değiştirilmiş mikroorganizmalar ve ürünleri ile ilgili araştırma, geliştirme, başvuru, değerlendirme, karar, ithalat, ihracat, işleme, etiketleme, piyasaya sürme, izleme, denetim, kontrol ve kapalı alan faaliyetlerine
dair usul ve esasları belirlemektir.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik;
a) Gıda ve yem amaçlı genetik yapısı değiştirilmiş organizma ve ürünleri ile ilgili başvuru, değerlendirme, karar, işleme, ambalajlama, etiketleme, muhafaza, depolama, taşıma, piyasaya sürme, ithalat, ihracat, transit geçiş, izleme, denetim ve kontrole,
b) İthal edilecek veya yurt içinde geliştirilen GDO ve ürünlerinin araştırma, geliştirme ve kontrollü şartlar altında deneme çalışmalarına,
c) GDM’ler ile ilgili başvuru, değerlendirme, karar, ithalat, ihracat, işleme, etiketleme, piyasaya sürme, izleme, denetim ve kontrol faaliyetleri ile kapalı alan faaliyetlerinin yürütüleceği laboratuvar, tesis gibi kapalı alan koşullarına
dair hükümleri kapsar.
Dayanak
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik; 18/3/2010 tarihli ve 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanununa dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Açık alan: Tüm toprak ve su habitatlarını,
b) Araştırma enstitüsü: Bakanlıklara bağlı olarak araştırma ve geliştirme faaliyeti yürüten enstitüleri,
c) Araştırmaya yetkili kuruluş: Araştırma enstitülerini, Bakanlıkların araştırma yapmakla görevlendirilmiş kuruluşlarını, üniversitelere ve TÜBİTAK’a bağlı araştırma yapan kuruluşlar ile Bakanlıkça yetkilendirilmiş özel sektör araştırma kuruluşlarını,
ç) Ayırt edici kimlik: Her bir GDO için taşıdığı her bir genin kodunu da içeren nümerik ve alfa nümerik bir kodlama sistemini,
d) Bakanlık: Tarım ve Köyişleri Bakanlığını,
e) Basitleştirilmiş işlem: GDO ve ürünlerinden kaynaklanabilecek herhangi bir riskin olmadığı, insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevre ve biyolojik çeşitliliğe herhangi bir zararın bulunmadığı yönünde mevcut bilgiye ve daha önce yapılmış olan risk değerlendirmesine dayanan basitleştirilmiş karar alma sürecini,
f) Başvuru sahibi: İlk ithalattan önce başvuruyu yapan gen sahibi veya ithalatçıyı,
g) Biyogüvenlik: İnsan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevre ve biyolojik çeşitliliği korumak için GDO ve ürünleri ile ilgili faaliyetlerin güvenli bir şekilde yapılmasını,
ğ) Biyogüvenlik bilgi değişim mekanizması: GDO ve ürünleri ile ilgili bilimsel, teknik ve uygulamaya ilişkin bilgi ve belgelerin ulusal ve uluslararası seviyede alışverişinin kolaylaştırılması ile kamuoyunun bilgilendirilmesi ve karar sürecine katılımı amacıyla oluşturulacak bilgi alışverişi sistemini,
h) Çevresel risk değerlendirme: GDO ve ürünlerinin, deneysel amaçlı serbest bırakılmaları, kapalı kullanım veya piyasaya sürülmelerinin neden olabileceği, doğrudan veya dolaylı, derhal veya gecikmeli fark etmeksizin çevre üzerinde sebep olabileceği risklerin, Ek II ve Ek III’te istenenler ile ilave olarak Kurul tarafından istenebilecek bilgi ve belgelere göre risk değerlendirmesi kapsamında yürütülen değerlendirmeyi,
ı) Değerlendirme: GDO’larla ilgili her bir başvuru için karar oluşturmada dikkate alınmak üzere, bilimsel esaslara göre Komiteler tarafından yapılacak risk değerlendirmesi ve sosyo-ekonomik değerlendirme ile ihtiyaç hâlinde etik değerlendirme ve Kurulca istenecek diğer değerlendirmeleri,
i) Deneme: GDO’ların sahip olduğu ileri sürülen özelliklerin ve bunların çevre üzerine olası etkilerinin kontrollü şartlarda test edilmesi için yapılan çalışmayı,
j) Deneysel amaçlı serbest bırakma: GDO ile ilgili deneysel amaçlarla yapılacak faaliyetlerin, harici çevre ile temasını önleyecek şekilde, kontrollü şartlar altında, sınırlandırılmış belirli bir alanda yürütülmesini,
k) Eşik değer: Onaylanmış genler için, Kurulun görüşleri doğrultusunda Bakanlıkça belirlenen, ürünün GDO’lu olarak etiketlenmesini gerektiren alt limiti,
l) Etik değerlendirme: GDO ve ürünlerinin çevreye serbest bırakılması ve kullanılmasının tüketiciler, kullanıcılar ve çiftçilerin etik değerleri üzerinde muhtemel etkilerini ve sonuçlarını belirlemek üzere yapılan değerlendirmeyi,
m) GDO ve ürünleri: GDO, GDM, kısmen veya tamamen GDO’lardan elde edilen, GDO içeren veya GDO’lardan oluşan ürünleri,
n) GDO’lardan elde edilen ürünler: Kısmen veya tamamen GDO’lardan elde edilmekle birlikte GDO içermeyen veya GDO’dan oluşmayan ürünleri,
o) GDO’suz eşdeğer ürün: Genetik değiştirme teknolojisi uygulanmamış ve hiçbir şekilde GDO içermeyen eşdeğer gıda veya yemi,
ö) Genetik yapısı değiştirilmiş mikroorganizma (GDM): Genetik yapısı doğal rekombinasyonlar dışında kalan yol veya süreçlerle değiştirilmiş olan mikroorganizmaları,
p) Genetik yapısı değiştirilmiş organizma (GDO): Modern biyoteknolojik yöntemler kullanılmak suretiyle gen aktarılarak elde edilmiş, insan dışındaki bitki, hayvan ve mikroorganizma dâhil canlı organizmayı,
r) İhracat: Bir malın, yürürlükteki ihracat mevzuatı ile gümrük mevzuatına uygun şekilde Türkiye Gümrük Bölgesi dışına veya serbest bölgelere çıkarılmasını veyahut Dış Ticaret Müsteşarlığınca ihracat olarak kabul edilecek sair çıkış ve işlemleri,
s) İlgililer: GDO ve ürünleri ile ilgili olarak araştırma, geliştirme, işleme, piyasaya sürme, izleme, kullanma, ithalat, ihracat, nakil, taşıma, saklama, paketleme, etiketleme, depolama gibi faaliyetlerde bulunanları,
ş) İşleme: GDO ve ürünlerinin, gıda ve yem amaçlı kullanılmasını sağlamak için yapılan ve ürünün ilk hâlini önemli ölçüde değiştiren herhangi bir faaliyeti,
t) İthalat: Yurt dışında üretilmiş malların bedelli veya bedelsiz alınarak serbest dolaşıma giriş rejimi prosedürlerine tabi tutulması,
u) İzin: Araştırmaya yetkili kuruluşlarca araştırma ve geliştirme amaçlı ithal edilecek GDO ve ürünleri için Bakanlık tarafından verilen ithal müsaadesini,
ü) İzleme: GDO ve ürünlerinden kaynaklanabilecek herhangi bir riskin olmadığı ve insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevre ve biyolojik çeşitliliğe herhangi bir zararının bulunmadığı tespit edilmiş, piyasaya sürülen bir GDO ve ürününün işleme ve dağıtım zinciri boyunca her aşamada takibi ve her türlü gözlem, kontrol ve denetimi,
v) İzlenebilirlik: GDO ve ürünlerinin üretim ve dağıtım zinciri boyunca her aşamada geriye dönük takibini, belirlenmesini ve tanımlanmasını,
y) Kanun: 18/3/2010 tarihli ve 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanununu,
z) Kapalı alan: İnsan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevre ve biyolojik çeşitlilik üzerinde genetik yapısı değiştirilmiş mikroorganizmalardan veya ürünlerinden kaynaklanabilecek olumsuz etkilerin biyolojik, kimyasal ve fiziksel engellerle tamamen önlendiği kontrollü laboratuvarlar ve üretim tesislerini,
aa) Kapalı alanda kullanım: İnsan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevre ve biyolojik çeşitlilik üzerinde genetik yapısı değiştirilmiş mikroorganizmalardan veya ürünlerinden kaynaklanabilecek olumsuz etkilerin biyolojik, kimyasal ve fiziksel engellerle tamamen önlenerek kontrol edilen laboratuvar ve tesislerdeki araştırma, geliştirme, eğitim ve üretim faaliyetlerini,
bb) Karar: GDO veya ürünlerine ilişkin yapılan bir başvuru hakkında bilimsel esaslara göre yapılan risk değerlendirmesi ve sosyo-ekonomik değerlendirme sonuçlarına göre Kurul tarafından verilen kararı,
cc) Kaza: GDO ve ürünleri kullanım ve nakilleri sırasında çevre ve insan sağlığı üzerinde uzun veya kısa vadede zarara neden olacak şekilde istenmeyen kaçış süreçlerini,
çç) Komite: Bilimsel değerlendirmeleri yapmak üzere Kurul tarafından oluşturulan komiteleri,
dd) Kurul: Biyogüvenlik Kurulunu,
ee) Mikroorganizma (MO): Çoğalma ve genetik materyal aktarabilme yeteneğine sahip, virüsler, viroidler, kültürü yapılan bitki ve hayvan hücrelerinin de dâhil olduğu hücresel veya hücresel olmayan mikrobiyolojik yapıları,
ff) Muamele: İnsan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevre ve biyolojik çeşitliliğin korunması için alınacak tedbirler göz önünde bulundurularak ambalajlama, paketleme, etiketleme, nakil ve depolama gibi GDO üzerinde gerçekleştirilen herhangi bir işlemi,
gg) Onay: GDO veya ürünlerine ilişkin yapılan bir başvuru hakkında bilimsel esaslara göre yapılan risk değerlendirmesi ve sosyo-ekonomik değerlendirme ile gerekli hâllerde yapılacak etik değerlendirme sonuçlarına göre Kurul tarafından verilen olumlu kararı,
ğğ) Piyasaya sürme: Bu Yönetmelik kapsamındaki her türlü ürünün bedelli veya bedelsiz olarak piyasaya arzını,
hh) Risk değerlendirme: GDO ve ürünlerinin, genetik değişiklikten dolayı, insan, hayvan ve bitki sağlığı, biyolojik çeşitlilik ve çevre üzerinde sebep olabileceği risklerin ve risk kaynağının test, analiz, deneme gibi bilimsel yöntemlerle tanımlanması, niteliklerinin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve risk unsurlarının belirlenmesini kapsayan dört aşamalı süreci,
ıı) Risk iletişimi: Risk analizi sürecinde risk değerlendiricileri, risk yöneticileri ve diğer ilgili tarafların, tehlike, risk, riskle ilgili faktörler ve riskin algılanmasına ilişkin bilgi ve görüşler ile risk değerlendirmesi bulguları ve risk yönetimi kararlarının açıklamalarını da kapsayan bilgi ve düşüncelerin paylaşımını,
ii) Risk yönetimi: GDO ve ürünlerinin, risk değerlendirmesi ve yasal faktörler göz önünde tutularak ilgili taraflarla istişare ile izin verilen amaç ve kurallar dâhilinde kullanılmasını ve muamelesini sağlamak amacıyla alınan önlemleri, uygun olabilecek kontrol önlemlerine ilişkin alternatiflerin değerlendirilmesi, tercih edilmesi ve uygulanması sürecini,
jj) Sosyo-ekonomik değerlendirme: Başvuru hakkında karar verilmeden önce değerlendirilmek üzere, GDO ve ürünlerinin çevreye serbest bırakılması ve kullanılması sürecinde biyolojik çeşitlilik ve kullanıcıları ile çiftçiler üzerindeki etkilerinden kaynaklanacak sosyo-ekonomik bedelleri belirlemek üzere bilimsel esaslara dayanarak yapılan tüm çalışmaları,
kk) TAGEM: Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğünü,
ll) Transit Geçiş: Serbest dolaşımda bulunmayan ürünlerin Türkiye Gümrük Bölgesi üzerinden geçerek yabancı bir ülkeden yabancı bir ülkeye, yabancı bir ülkeden Türkiye’ye, Türkiye’den yabancı bir ülkeye, bir iç gümrükten diğer bir iç gümrüğe sevkini,
mm) TÜBİTAK: Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunu
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler ve Yasaklar
Genel hükümler
MADDE 5 – (1) Bakanlık; insan, hayvan, bitki sağlığı ile çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması amacıyla bu Yönetmelik kapsamına giren ürünler hakkında tamamen veya kısmen toplatma, mülkiyetin kamuya geçirilmesi, ürünün mahrecine iadesi, faaliyetin geçici olarak durdurulması, ürünün imhası, piyasaya arzı, ticareti ve işlenmesinin yasaklanması gibi ihtiyati tedbirler dâhil her türlü tedbiri almaya ve düzenlemeyi yapmaya yetkilidir.
(2) Başvurular, başvuru dokümanları, bilimsel değerlendirme raporları ve kararlar biyogüvenlik bilgi değişim mekanizması aracılığıyla kamuoyuna duyurulur.
(3) Araştırma ve geliştirme amacıyla ithal edilmek istenen GDO ve ürünleri dışında bu Yönetmelik kapsamındaki ürünler için gümrük idarelerince GDO'ya ilişkin ek bir belge aranmaz.
(4) GDO ve ürünlerinin araştırmaya yetkili kuruluşlarda sağlanması gereken standart ve koşullar ile izleme, denetim ve kontrol amaçlı analizleri yapacak laboratuvarlarda aranacak koşullar Kurul tarafından belirlenir.
Yasaklar
MADDE 6 – (1) Bu Yönetmelik kapsamına giren ürünler ile ilgili olarak;
a) GDO ve ürünlerinin onay alınmaksızın piyasaya sürülmesi,
b) GDO ve ürünlerinin, Kurul kararlarına aykırı olarak kullanılması veya kullandırılması,
c) Genetiği değiştirilmiş bitki ve hayvanların üretimi,
ç) GDO ve ürünlerinin Kurul tarafından piyasaya sürme kapsamında belirlenen amaç ve alan dışında kullanımı,
d) GDO ve ürünlerinin bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması
yasaktır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Araştırma ve Geliştirme
Araştırma ve geliştirme
MADDE 7 – (1) Yurt içinde yapılacak GDO ile ilgili araştırma ve geliştirme çalışmaları için başvuru şartı aranmaz. Ancak araştırma ve geliştirme amaçlı yapılacak faaliyetin konusu ve sonucu hakkında Bakanlığa bilgi verilmesi zorunludur.
(2) Araştırma, geliştirme ve eğitim amaçlı ithal edilecek GDO ve ürünleri için Bakanlıktan izin alınır.
a) İzin için Ek-1’deki başvuru formu ile TAGEM’e müracaat edilir.
b) TAGEM izin işlemlerini on beş gün içinde tamamlar ve ithalat işlemlerini tamamlanması için izin belgesini gümrük idaresine sunulmak üzere ilgilisine verir. İthalat işlemleri, alınan izinde belirtilen şartlara uygun olarak gerçekleştirilir.
c) İthal edilecek materyalin miktarı TAGEM tarafından belirlenir.
ç) İthalatına izin verilen GDO ve ürünleriyle ilgili yurt içinde yürütülen araştırma ve geliştirme faaliyetinin tamamlanmasını takip eden üç ay içinde sonuçtan Bakanlığa bilgi verilir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Başvuru, Deneysel Amaçlı Serbest Bırakma, GDM’nin Kapalı Alanda Kullanımı,
Değerlendirme ve Karar, Basitleştirilmiş İşlem ve Gizli Bilgi
Başvuru
MADDE 8 – (1) Bu Yönetmelik kapsamında yer alan GDO ve ürünlerinin ilk ithalatından önce, içerdiği her bir GDO için gen sahibi veya ithalatçı, yurt içinde geliştirilen GDO ve ürünü için ise GDO’yu geliştiren veya gen sahibi gerçek ve tüzel kişiler tarafından TAGEM’e başvuru yapılır. Başvurularda, başvurunun içeriğine ilişkin bilgiler ile GDO’nun ne amaçla kullanılacağı belirtilir. GDO için birden fazla amaçla kullanım başvurusu yapılabilir. Birden fazla amaçla kullanım için başvuru yapıldığında, her bir amaç için ayrı başvuru yapılmış sayılır.
(2) Piyasaya sürülmek üzere yapılacak başvurularda;
a) Ayırt edici kimlik bilgileri,
b) Kullanım amacı ve kısıtlamalarla ilgili talep ve bu talebi destekleyen bilgi ve belgeler,
c) GDO ve ürünlerinin geliştirildiği ülkede kullanım ve üretim koşullarını açıklayan bilgi ve belgeler,
ç) Risk yönetimi ile ilgili bilgi ve belgeler,
d) Başvuru yapılan GDO ve ürünlerinin taşıma, muhafaza ve nakil koşulları,
e) GDO ve ürünlerinin geliştirildiği ülkede çevreye serbest bırakılmasına, tüketim amacıyla piyasaya sürülmesine izin verildiğine, verilen iznin devam ettiğine, üretimine ve tüketimine devam edildiğine ve Bakanlıkça belirlenen süreyle piyasada yer aldığına dair talep edilen belge,
f) Başvurulacak organizmanın özelliğine göre EK-2 III A ve III B kısımları veya EK-3 II Ç ve II D kısımlarında belirtilen bilgiler hariç,
g) Kurul tarafından ilan edilecek diğer bilgi ve belgeler,
sunulur.
(3) Yurt içinde geliştirilen GDO ve ürünlerinin başvurusu için ikinci fıkranın (c) ve (e) bentleri dışındaki diğer bilgi ve belgeler sunulur.
(4) Alınan başvurular TAGEM tarafından Kurula iletilir.
(5) Kurul, başvuruyu en geç doksan gün içerisinde değerlendirerek sonucunu TAGEM’e gönderir. TAGEM başvurudan itibaren on beş gün içerisinde başvuru sahibine sonucu bildirir. Ek bilgi ve belge temini için geçen süre, doksan günlük sürenin hesaplanmasında dikkate alınmaz.
(6) Kurul, yapılan başvuruları biyogüvenlik bilgi değişim mekanizması aracılığıyla duyurur.
(7) Kurul, gerek gördüğü durumlarda başvuruya ait ek bilgi ve belgeler isteyebilir.
(8) Kurul tarafından başvuru ile ilgili ilave bilgi ve belge istenmesi hâlinde bilgi ve belgelerin Kurul tarafından belirlenen süre içinde temin edilmemesi durumunda işlem sonlandırılır ve dosya başvuru sahibine iade edilir.
(9) Başvurular GDO ve ürünlerinin;
a) İnsan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevre ve biyolojik çeşitliliği tehdit etmesi,
b) Üretici ve tüketicinin tercih hakkının ortadan kaldırılması,
c) Çevrenin ekolojik dengesinin ve ekosistemin bozulmasına neden olması,
ç) GDO ve ürünlerinin çevreye yayılma riskinin olması,
e) Başvuru sahibinin biyogüvenliğin sağlanmasına yönelik tedbirleri uygulamak için yeterli teknik donanıma sahip olmadığının anlaşıldığı,
durumlarda reddedilir.
(10) Başvuruların değerlendirme işlemleri ile ilgili masraflar başvuru sahibi tarafından Bakanlıkça belirlenen hesaba yatırılır.
Deneysel amaçlı serbest bırakma
MADDE 9 – (1) Deneysel amaçlı serbest bırakma başvurusu için 8 inci maddenin ikinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç), (d), (e) ve (g) bentlerinde belirtilenlere ilave olarak,
a) Bitkiler dışındaki genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar için EK-2’deki,
b) Genetik yapısı değiştirilmiş bitkiler için EK-3’teki
bilgiler sunulur.
(2) Deneysel amaçlı serbest bırakma kapsamında yürütülecek açık alan, sera ve laboratuvar koşulları ve çalışmalar süresince alınacak tedbirler ile uyulacak kurallar Kurul tarafından belirlenir.
(3) Deneysel amaçlı serbest bırakma kapsamında ithal edilecek GDO ve ürünleri ile yapılacak denemeler sonucu elde edilecek GDO ve ürünleri ticarete konu edilemez.
(4) Deneysel amaçlı serbest bırakma kapsamındaki denemeler Bakanlık tarafından görevlendirilen araştırma enstitüleri tarafından yürütülür. Bu kapsamda, araştırma enstitüleri, ihtiyaç olması hâlinde, Bakanlıktan izin almak kaydı ile üniversiteler ve TÜBİTAK ile işbirliği yapabilir.
(5) Denemeler ile ilgili usul ve esaslar Kurul tarafından belirlenir.
GDM’nin kapalı alanda kullanımı
MADDE 10 – (1) GDM’nin kapalı alanda kullanım başvurusu için 8 inci maddenin ikinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç), (d), (e) ve (g) bentlerinde belirtilenlere ilave olarak,
a) Devir veya kullandırmaya müsaade edilip edilmeyeceği, müsaade edilmesi durumunda uyulması öngörülen şartların,
b) Başvurulacak organizmanın özelliğine göre EK-2 III A ve III B kısımları hariç bilgi ve belgelerin
sunulması zorunludur.
(2) GDM’nin kapalı alanda kontrollü koşullarda araştırma, geliştirme ve endüstriyel faaliyetlerin yürütüleceği kapalı alanların standartları, koşulları ve uyulacak kurallar;
a) Uluslararası kural ve standartlar,
b) Mikroorganizmaların risk sınıflandırması,
c) Kapalı alanın ve bu alanda GDM ile yürütülecek faaliyetin tasarım ve işleyişindeki düzenlemenin biyogüvenlik riskleri oluşturmayacak önlemler bakımından yeterliliği,
ç) GDM ile yürütülen kapalı alan faaliyeti sırasında oluşacak kazaların yaratabileceği biyogüvenlik risklerini engelleyecek önlemler,
d) GDM ile faaliyet gösterecek ilgililerin yerine getirmesi gereken uluslararası uyumlu kapalı alan standartları
ile ilgili hususlar dikkate alınarak Kurul tarafından belirlenir.
Değerlendirme ve karar
MADDE 11 – (1) Karar alma süresi, 8 inci maddenin beşinci fıkrasına göre TAGEM tarafından başvuru sahibine yapılacak bildirimden sonra başlar ve bu süre iki yüz yetmiş günü geçemez. Ek bilgi veya belge talebi nedeniyle geçen süre, karar alma süresinin hesabında dikkate alınmaz.
(2) Her bir başvuru için, çevresel risk değerlendirmeyi de içeren risk değerlendirmesi, sosyo-ekonomik değerlendirme ve Kurul tarafından gerekli görüldüğü hâllerde etik değerlendirme yapılır. GDO ve ürünleri ile ilgili yapılan başvurular hakkında risk değerlendirme komitesi, sosyo-ekonomik değerlendirme komitesi ile etik komite tarafından hazırlanan raporlar Kurula iletilir.
(3) Risk değerlendirme komitesi, sosyo-ekonomik değerlendirme komitesi ile etik komite tarafından raporların hazırlanmasında göz önünde bulundurulacak hususlar ile uyulacak usul ve esaslar Kurul tarafından belirlenir.
(4) Kurul ve komiteler tarafından risk değerlendirmede kullanılmak üzere talep edilen her türlü bilgi ve belgeler ile laboratuvar, sera ve tarla testlerini içeren alan denemeleri, gıda analizleri, toksisite ve alerji testleri yanında gerekli görülen diğer testlerin sonuçlarının başvuru sahibi tarafından temin edilmesi zorunludur.
(5) Başvurusu yapılan GDO ve ürünleri için risk değerlendirme komitesi ile sosyo-ekonomik değerlendirme komitesi raporlarının sonuçlarına dayanarak risk yönetimi esasları Kurul tarafından belirlenir. Risk yönetim planının hazırlanması ve uygulanmasından başvuru sahibi sorumludur.
(6) GDO’larla ilgili gıda ve yem analizleri, toksisite ve alerji testleri ile ilgili usul ve esaslar Kurul tarafından belirlenir.
(7) Deneysel amaçlı serbest bırakılması amaçlanan GDO’nun çevresel risk değerlendirmeyi de içeren risk değerlendirmesine dair usul ve esaslar, Kurul tarafından;
a) GDO’ların uzun vadede insan ve hayvan sağlığı ve çevrenin unsurları olan flora, fauna, toprak verimliliği, toprak organik madde yapısı ile gıda ve yem zinciri ve biyolojik çeşitlik üzerindeki kümülatif etkileri ile antibiyotik direnç genleri ile ilgili analiz sonuçları,
b) GDO’nun değiştirilen özelliğinin ve GDO’nun kullanımının, muhtemel riskler bakımından GDO’suz eşdeğer ürün ile aynı şartlar altında mukayese edilmesi sonucu elde edilen veriler,
c) Bilimsel esaslara göre ve şeffaf bir şekilde mevcut bilimsel ve teknik verilerin değerlendirilmesi ile elde edilen risk değerlendirme sonucu,
ç) Her bir başvurunun risk değerlendirmesinde, GDO’ların türüne, amaçlanan kullanımlarına ve potansiyel salınacağı çevreye bağlı olarak gösterebileceği muhtemel değişikliklerin, ihtiyaç duyulacak diğer bilgilerin değerlendirilme sonucu,
d) İnsan ve hayvan sağlığı ile çevre üzerindeki GDO ve GDO’nun kullanımından dolayı etkilerine ilişkin yeni bilgilerin ortaya çıkması durumunda, riskin değişip değişmediğinin ve risk yönetim planında değişiklik yapmaya gerek olup olmadığı ya da risk değerlendirmesinin yeniden yapılması yönündeki bulgular
dikkate alınarak belirlenir.
(8) Risk değerlendirme komitesi, sosyo-ekonomik değerlendirme komitesi ile etik komite tarafından hazırlanan raporlar Kurul tarafından, biyogüvenlik bilgi değişim mekanizması vasıtasıyla kamuoyuna duyurulur.
(9) Kamuoyundan görüş alma ile ilgili usul ve esaslar Kurul tarafından belirlenir. Kurul, kamuoyu görüşlerini de dikkate alarak nihai kararını oluşturur.
(10) Kararda;
a) Kararın geçerlilik süresi,
b) İthalatta uygulanacak işlemler,
c) Kullanım amacı,
ç) Risk yönetimi ve piyasa denetimi için gerekli veriler,
d) İzleme koşulları,
e) Belgeleme ve etiketleme koşulları,
f) Ambalajlama, taşıma, muhafaza ve nakil kuralları,
g) İşleme, atık ve artık arıtım ve imha koşulları,
ğ) Güvenlik ve acil durum tedbirleri,
h) İzleme ile ilgili raporlamanın nasıl yapılacağı
ile ilgili hususlar yer alır.
(11) Kurul olumlu kararını toplantı tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde gerekçeleri, varsa karşı oy gerekçeleri ve imzaları ile birlikte tekemmül ettirir ve Bakanlığa sunar. Kurul kararları Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer.
(12) Kararın olumsuz olması durumunda, karar Bakanlıkça başvuru sahibine yazılı olarak bildirilir. Başvuru sahibi, olumsuz kararın değiştirilmesine sebep olabilecek yeni bilgilere sahip olması hâlinde, altmış gün içerisinde Bakanlığa başvurarak bu kararın gözden geçirilmesini isteyebilir. Bu durumda Kurul sunulan yeni bilgileri dikkate alarak atmış gün içinde kararı gözden geçirir ve sonuçlarını başvuru sahibine bildirilmek üzere Bakanlığa iletir.
(13) Başvuru sahibi, geçerlilik süresi dolmadan en az bir yıl önce Bakanlığa müracaat ederek uzatma talep edebilir. Bu talep kurul tarafından değerlendirilir ve sonucu başvuru sahibine bildirilmek üzere Bakanlığa gönderilir. Sonucun bir yıllık süre içerisinde başvuru sahibine bildirilmemesi durumunda, izin süresi karar verilinceye kadar uzar.
(14) Başvuruya ilişkin karar, takip eden ithalatlar için de geçerlidir. Ancak, ithalatın gerçekleştirilebilmesi için ilgili diğer mevzuat hükümleri de yerine getirilir.
(15) Her bir GDO’ya ilişkin Kurul tarafından verilen ayırt edici kimlik Bakanlıkça kayıt altına alınır. Kayıt altına alınan GDO’ya ilişkin belgeler başvuru sahibi ve Bakanlık tarafından yirmi yıl süreyle saklanır.
Basitleştirilmiş işlem
MADDE 12 – (1) GDO ve ürünlerinden kaynaklanabilecek herhangi bir riski olmayan ve insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevre ve biyolojik çeşitliliğe herhangi bir zararının bulunmadığı yönünde mevcut bilgiye ve daha önce yapılmış olan çevresel risk değerlendirmeyi de içeren risk değerlendirmesine dayanan başvurular için, sosyo-ekonomik değerlendirme sonuçları da dikkate alınarak Kurul tarafından basitleştirilmiş işlem uygulanmasına karar verilebilir.
(2) Basitleştirilmiş işleme başvuru için TAGEM’e müracaat edilir. Alınan başvuru TAGEM tarafından Kurula iletilir. Kurul başvurunun kabul edilip edilmeyeceği ile ilgili işlemleri başvuruyu takip eden ilk toplantısında görüşür.
(3) Basitleştirilmiş işleme başvurunun kabul edilmesi için;
a) GDO ve ürünlerinin geliştirildiği veya tescil edildiği ülkede çevreye serbest bırakılmasına, tüketim amacıyla piyasaya sürülmesine müsaade edildiğine dair resmî belgelerin sunulması,
b) Verilen iznin devam ettiğine, piyasada yer aldığına, üretimine ve tüketimine devam edildiğine dair resmî belgelerin sunulması,
c) Gen kaynağı ile transfer edilen canlı organizmanın taksonomisi ve biyolojisinin biliniyor olması,
ç) GDO’nun insan, hayvan, çevre sağlığı ve biyolojik çeşitliliğe olabilecek etkileri hakkında yeterli bilgi bulunması,
d) GDO’nun diğer canlı organizmalarla ilişkisi ile ilgili olarak kullanılabilecek daha önce yapılmış risk değerlendirmelerinden elde edilen olumsuz bir etki olmadığına dair bilginin mevcut olması,
e) Transfer edilen genetik materyalin tanımlanması ve transfer edildiği canlı organizma içinde belirlenmesi için detaylı yöntem ve verilerin bulunması,
f) Daha önce yapılmış risk değerlendirmesi ve varsa sosyo-ekonomik ve etik değerlendirme sonuçlarının sunulması,
g) Kurul tarafından belirlenecek bilgi ve belgelerin sunulması
zorunludur.
(4) Başvurunun kabul edilmesi hâlinde Kurul, alınan dosyayı değerlendirilmek üzere Komiteye gönderir.
(5) Komite, Kurul tarafından belirlenen sürede değerlendirmesini yapar ve raporunu Kurula sunar. Kurul, takip eden ilk toplantıda kararını verir ve sonucu on beş gün içinde Bakanlığa bildirir.
(6) Kararın olumlu olması hâlinde, Bakanlık alınan kararı, en geç on beş gün içinde Resmî Gazete’de yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderir.
(7) Olumsuz karara yeni bilgi ve belgelerle itiraz edilmesi hâlinde; Kurul, ilk toplantısında itirazı görüşür. İtiraz ile ilgili olarak yapılacak işlemleri ve işlemlerin tamamlanacağı süreyi belirler ve sonucu başvuru sahibine bildirilmek üzere Bakanlığa iletir. Bakanlık sonucu en geç on beş gün içinde başvuru sahibine bildirir.
(8) Basitleştirilmiş işlem için yapılan başvuru ve değerlendirme ile ilgili hususlar Kurul tarafından belirlenir.
Gizli bilgi
MADDE 13 – (1) Başvuru sahibi gizli tutulmasını istediği bilgilere ilişkin talebini yazılı olarak bildirir. Bakanlık bu talebin karşılanmasına karar vermeden önce başvuru sahibi ile gizlilik talebi hakkında bilgi alışverişinde bulunur. Bakanlık bu görüşmenin ardından taleple ilgili gerekli tedbirleri alır ve başvuru sahibine bildirir.
(2) Başvurularla ilgili;
a) Başvuru sahibinin veya ithalatçının adı ve adresi,
b) GDO ve ürünlerinin kullanım amacı, sahip olduğu özellikler, ayırt edici kimlik bilgileri, bilinen ve bilimsel isimleri, transfer edilen genin alındığı organizma, alıcı ve verici organizmanın orijin ülkesi, transfer yönteminin genel tanımı,
c) Acil durumlarda uygulanacak olan yöntem ile planlar,
ç) Risk değerlendirmesinin özeti
gizli bilgi olarak değerlendirilemez.
BEŞİNCİ BÖLÜM
İthalat, İhracat ve Transit Geçiş
İthalat
MADDE 14 – (1) Kurul tarafından gerekli değerlendirmeler yapılarak gıda ve yem olarak piyasaya sürülmesi uygun görülen GDO ve ürünlerinin ithalatında aşağıdaki hususlar dikkate alınır:
a) İthalatçı firmadan, ithal edilecek GDO ve ürünlerinin miktarı ve içerdiği gen çeşidi ile ilgili orijin ülke veya yüklendiği ülke yetkili otoriteleri tarafından düzenlenmiş belge veya uluslararası akredite bir laboratuvardan alınmış analiz raporu istenir.
b) Bakanlık, denetim ve kontrol amaçlı analizler yapar.
c) Denetim ve kontrol sonucu uygun görülen ürünlerin ithaline müsaade edilir.
ç) Bakanlıkça GDO’lu olarak ithaline müsaade edilen ürünlerin, firma ve GDO bazında kayıtları tutulur.
(2) İthalat aşamasında Bakanlıkça yapılan kontroller sonucunda onaysız GDO veya Kanun kapsamında Kurul veya Bakanlıkça öngörülen diğer koşullara uygun olmayan onaylı GDO tespit edilen ürünlerin ithaline müsaade edilmez.
(3) Bedelsiz olarak ithal edilerek halkın tüketimine sunulacak ürünler bu Yönetmelik kapsamında değerlendirilir.
(4) GDO ve ürünlerinin gümrük giriş kapıları Gümrük Müsteşarlığının görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenir.
(5) Deneysel amaçlı serbest bırakma kapsamında kullanılacak GDO’ların ithalatı, kararda belirtilen esaslara göre gerçekleştirilir.
(6) Gıda ve yem haricindeki GDO ve ürünlerinin ithalatı, Kurul kararı doğrultusunda ilgili Bakanlık, kurum ve kuruluşlar ile işbirliği yapılarak gerçekleştirilir.
(7) GDO’lardan elde edilen ürünler ile GDO’lardan elde edilmiş bileşen içeren ürünlerin ithalatında bu ürünlerin elde edildiği GDO’nun onaylanmış olması şartı aranır.
İhracat
MADDE 15 – (1) İhracatta alıcı ülkenin talebi doğrultusunda işlem yapılır.
(2) Bakanlıkça GDO’lu olarak ihracatına müsaade edilen ürünlerin, firma ve GDO bazında kayıtları tutulur.
(3) GDO ve ürünlerinin gümrük çıkış kapıları Gümrük Müsteşarlığının görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenir.
Transit geçiş
MADDE 16 – (1) GDO ve ürünlerinin transit geçişinde her bir geçiş için Bakanlıktan izin alınır.
(2) Transit geçişlerde, ürün miktarı, menşei, içerdiği GDO çeşidi, nakil vasıtası, alınan tedbirler, çıkış gümrüğü bilgileri ile ilgili doküman ve kimlik kontrolü Bakanlıkça yapılır.
(3) Transit geçişlerde, GDO ve ürünlerinin çevreye bulaşmasını önleyecek şekilde gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığı ve nakil vasıtalarının mühürlü olup olmadığı Bakanlıkça kontrol edilerek kayıtları tutulur.
(4) Transit geçişler, Bakanlık tarafından verilen yazılı izinde belirtilen koşullara ve 4458 sayılı Gümrük Kanununa uygun olarak gerçekleştirilir.
ALTINCI BÖLÜM
GDO ve Ürünlerinin İşlenmesi, Depolanması, Etiketlenmesi,
İzlenmesi, İzlenebilirliği, Denetim ve Kontrolü ile Numune Alma ve Analiz
İşleme ve depolama
MADDE 17 – (1) GDO ve ürünleri farklı hatlarda işlenir ve depolanır. Bunun mümkün olamayacağı durumlarda ilgililer tarafından GDO ve ürünlerinden oluşabilecek bulaşmayı önlemek amacıyla işleme hattında ve depolarda gerekli temizlik yapılır ve kayıt altına alınır.
(2) GDM üretimi Kurul tarafından belirlenen kapalı alan koşul ve standartlarında risk sınıflandırmaları dikkate alınarak üretilir ve depolanır.
(3) İlgililer, GDO ve ürünlerinden kaynaklanabilecek riskleri engellemek, insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevre ve biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla Kurul tarafından belirlenen işleme, atık, artık, arıtım ve imha koşullarının uygulandığını denetim ve kontrol sırasında Bakanlığa ibraz etmek zorundadır.
(4) GDO ve ürünlerinin yurt içinde işlenmesi, muameleye tabi tutulması hâlinde gıda ve yem işletmecisi GDO ve ürünleri ile ilgili;
a) Dağıtım ve satışını takip etmek için kimden, ne miktarda temin ettiği ile ilgili belgeleri,
b) Ürünlerin kullanım amacına dair belgeleri,
c) Satın alınan, işlenen, mübadele konusu yapılan her bir ürün ve parti için EK-4’te yer alan GDO ve Ürünleri Kayıt Formunu
saklar ve gerektiğinde Bakanlığa ibraz eder.
Gıdaların etiketlenmesi
MADDE 18 – (1) Bu Yönetmelik kapsamında yer alan gıdaların Bakanlık tarafından belirlenen eşik değerin üzerinde; onaylanmış GDO’dan elde edilmiş olması veya onaylanmış GDO’dan elde edilmiş bileşen içermesi veya GDO içermesi veya GDO’dan oluşması durumunda Türk Gıda Kodeksinde yer alan gerekliliklere ilave olarak;
a) Etiketinde bileşen listesinin bulunması zorunlu olmayan gıdalar için “genetik yapısı değiştirilmiştir” veya “genetik yapısı değiştirilmiş ……… dan üretilmiştir” ibaresi etiket üzerinde açıkça görülecek şekilde belirtilir.
b) Gıdanın birden fazla bileşen içermesi durumunda; “genetik yapısı değiştirilmiş …..” veya “genetik yapısı değiştirilmiş ……… dan üretilmiştir” ibareleri bileşen listesinde parantez içinde ve söz konusu bileşenden hemen sonra gelecek şekilde aynı punto büyüklüğünde yer alır.
c) Bileşen listesinde grup adı ile belirtilen bileşen bulunan gıdalarda “genetik yapısı değiştirilmiş ……… içerir” veya “ genetik yapısı değiştirilmiş ……. dan üretilmiş ……. içerir.” ibareleri grup adından hemen sonra gelecek şekilde parantez içinde aynı punto büyüklüğünde yer alır.
ç) Bu Yönetmelik kapsamındaki dökme gıdaların etiketleri, tüketicinin görebileceği yerlerde bulundurulur veya gıda maddesi ile birlikte tüketiciye sunulur.
d) Bu Yönetmelik kapsamındaki gıdaların GDO’suz eşdeğer gıdalardan; bileşimi, beslenme etkileri veya beslenme değeri, kullanım amacı açısından farklılık gösterdiği durumlarda, bu hususların etiket üzerinde belirtilmesi, besin bileşeninde farklılık gösteren söz konusu gıdalarda, beslenme açısından etiketleme yapılması zorunludur.
e) Bu Yönetmelik kapsamındaki gıdaların GDO’suz eşdeğer gıdalardan farklı olması durumunda, tüketilmesi sonucunda sağlık riski oluşturabilecek tüketici gruplarına ait uyarılar etiket üzerinde belirtilir.
f) Bu Yönetmelik kapsamındaki gıdaların GDO’suz eşdeğerinin olmaması durumunda, söz konusu gıdanın doğası ve özelliklerine ait bilgiler Türk Gıda Kodeksinde belirtilen hükümlere uygun olarak etiket üzerinde belirtilir.
g) GDO’suz eşdeğer gıdaların etiketlerinde GDO içermediğini, GDO’dan oluşmadığını, GDO’dan elde edilmediğini ifade eden beyanlar yer alabilir.
Yemlerin etiketlenmesi
MADDE 19 – (1) Bu Yönetmelik kapsamında yer alan yemlerin, Bakanlık tarafından belirlenen eşik değerin üzerinde; GDO içermesi veya GDO’lardan oluşması veya onaylanmış GDO’lardan elde edilmiş olması hâlinde, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununda yer alan etiket gerekliliklerine ilave olarak; her bir yem aşağıdaki şekilde etiketlenir.
a) GDO içeren veya GDO’lardan oluşan yemin özel adının yanında parantez içinde “genetik yapısı değiştirilmiş ………” ibaresi bulunur. Bu ibare yem bileşen listesi altında dip not olarak da yer alabilir. Bu durumda yazı karakter büyüklüğü listede belirtilen ürünlerin karakter büyüklüğünden az olamaz.
b) GDO’dan elde edilen yemin adının yanında parantez içinde “genetik yapısı değiştirilmiş ……… den elde edilmiştir” ibaresi yer alır. Bu ibare yem bileşen listesi altında dip not olarak da yer alabilir. Bu durumda yazı karakter büyüklüğü listede belirtilen ürünlerin karakter büyüklüğünden az olamaz.
c) Bu Yönetmelik kapsamındaki dökme yemlerin beraberinde, etiket bilgilerini içeren belge bulundurulur.
ç) Bu Yönetmelik kapsamındaki yemlerin GDO’suz eşdeğerinden farklı olması hâlinde bileşimi, besleme özellikleri, kullanım amacı, belirli hayvan türü ya da kategorisi için yapılan sağlık ile ilgili uyarılar etiket üzerinde bulundurulur.
d) Bu Yönetmelik kapsamındaki yemlerin GDO’suz eşdeğeri yoksa, o yemin yapısı ve karakteristikleri ile ilgili bilgiler etiket üzerinde bulundurulur.
e) GDO’suz eşdeğer yemlerin etiketlerinde GDO içermediğini, GDO’dan oluşmadığını, GDO’dan elde edilmediğini ifade eden beyanlar yer alabilir.
Gıda ve yem dışında diğer ürünlerin etiketlenmesi
MADDE 20 – (1) Gıda ve yem maddeleri dışındaki diğer ürünler ilgili mevzuat hükümlerine ilave olarak Kurul kararında belirtilen şartlara göre etiketlenir.
İzleme ve izlenebilirlik
MADDE 21 – (1) İlgililer; 18 inci, 19 uncu ve 20 nci maddelere göre etiketledikleri GDO ve ürünleri ile GDO’lardan elde edilen ürünlerin son tüketiciye ulaşıncaya kadar izlenebilirliğini sağlamak için EK- 4’deki formu bulundurmak ve forma ilişkin kayıt sistemine sahip olmak zorundadır.
(2) GDO ve ürünleri ile ilgili olarak Kurulun karar belgesinde belirtilen koşullara uyulup uyulmadığı Bakanlık tarafından izlenir. Bakanlık izleme sonuçlarına göre Biyogüvenlik Kanunu hükümleri ile birlikte Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu hükümlerine göre işlem yapar.
(3) İzlenebilirliğin sağlanması amacıyla, GDO ve ürünlerinin ithalatı ve serbest dolaşımında, Bakanlığa beyanda bulunulur, gerekli kayıtlar tutulur ve etiketleme kurallarına uyulur.
(4) İlgililer, ithalat aşamasından başlayarak işleme, depolama, piyasaya sürme aşamalarında kullanılan irsaliyeli fatura veya sevk irsaliyesi gibi belgelerde mübadele konusu yapılan GDO ve ürünlerinin GDO çeşidini ve ürün miktarını belirtmek zorundadır.
(5) İlgililer, bu Yönetmelik kapsamındaki izleme ve izlenebilirliğin sağlanmasında müteselsilen sorumludur. İzlenebilirliğin sağlanamadığı aşamadaki ilgili taraflar sorumlu tutulur.
Denetim ve kontrol
MADDE 22 – (1) GDO ve ürünleri ile GDO’lardan elde edilen ürünlerin denetim ve kontrolleri bu Yönetmelik hükümleri ile birlikte Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununa göre Bakanlıkça yapılır.
(2) GDO ve ürünlerinin piyasaya sürülmesinden sonra, Kurul kararında belirtilen koşullara uyulup uyulmadığı Bakanlık tarafından kontrol edilir ve denetlenir.
(3) Kararda belirtilen koşulların ihlali veya GDO ve ürünleri ile ilgili olarak herhangi bir riskin ortaya çıkabileceği yönünde yeni bilimsel bilgilerin ortaya çıkması durumunda, karar Kurul tarafından iptal edilebilir. Kurul kararı iptal edilen GDO ve ürünleri ilgililer tarafından toplatılır. Kurul kararı ile insan, hayvan, bitki sağlığı ile çevre ve biyolojik çeşitliliğe olumsuz etkisi olduğu tespit edilenler derhal imha edilir, herhangi bir olumsuz etkisi tespit edilmeyenlerin ise mülkiyeti kamuya geçirilir. Bu fıkra uyarınca Bakanlıkça alınacak tedbirlerle ilgili yapılan masraflar ve diğer giderler, kusur ve sorumlulukları dikkate alınarak ilgililerden tahsil edilir.
(4) Bu Yönetmelik kapsamına giren GDO ve ürünleri ile GDO’lardan elde edilen ürünlere yönelik olarak yapılan denetim ve kontrol ile ilgili kayıtlar Bakanlıkça tutulur.
Numune alma ve analiz
MADDE 23 – (1) GDO ve ürünleri ile GDO’lardan elde edilen ürünlerden Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununa göre numune alınır ve analizi yapılır.
(2) Analiz işlemleri, Bakanlık tarafından belirlenen laboratuvarlar tarafından gerçekleştirilir.
YEDİNCİ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Yürürlükten kaldırılan yönetmelik
MADDE 24 – (1) 26/10/2009 tarihli ve 27388 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Devam eden işlemler
GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte sonuçlanmamış GDO başvurularına ilişkin işlemler, başvuru tarihinde ilgili olduğu mevzuata göre sonuçlandırılır.
Geçiş hükümleri
GEÇİCİ MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelikte, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununa atıf yapılan hükümler için, 5996 sayılı Kanun yürürlüğe girinceye kadar 27/5/2004 tarihli ve 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun ile 29/5/1973 tarihli ve 1734 sayılı Yem Kanunu hükümleri uygulanır.
Yürürlük
MADDE 25 – (1) Bu Yönetmelik 26/9/2010 tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 26 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Tarım ve Köyişleri Bakanı yürütür.
Tarih : 11.08.2010 - 07:52:00
(http://www.foodinlife.com.tr/phoe2.php?i=6787)
Zeytine yağın, üzüme balın düştüğü gün. Eski takvimle 1 Ağustos, yeni takvimle 14 Ağustos günü Urla’da yüzyıllardır kutlanıyor. Bir yıl boyunca soğuk sıcak demeden ürününü yetiştirmek için uğraşan üreticinin artık emeğinin semeresini alma zamanı gelmiştir. Bağlardaki üzüm salkımlarından bal damlıyor. O gün Urlalı’nın bayramıdır. Nişanlı kızlara koç gönderilir, herkes bayramlık giysilerini giyer, sepetlere Karaköy katmeri, kaynamış yumurta konur, karpuzlar kol altına kıstırılır, at arabaları ile deniz kenarına pikniğe gidilir. Denize girilir, doyasıya eğlenilir.
Bu geleneksel bayram 22 yıldır Urla Belediyesi ve Ziraat Odası önderliğinde “Bağbozumu Şenlikleri “ adı altında sürdürülmekte. Bağbozumu şenlikleri bu yıl da, Urla Malgaca Pazarı’nda 14 Ağustos Cumartesi günü saat 11.00’de başlayacak, gece Urla İskelesinde “Kum Denizi”ndeki konserle sona erecek. Bağbozumu şenliklerinin Malgaca (Mal-kaça) Pazarı’nda yapılması da anlamlı. Evliya Çelebi seyahatnamesinde, çarşının ortasındaki bir asmayı uzun uzun anlatır. Bu asma o güne kadar gördüklerine hiç benzememektedir. Tüm çarşıyı kaplayan bu asmaya her bağ sahibi yeni bir aşı yaparak, üzerinde çeşit çeşit üzüm oluşmasını sağlamıştır.
Bağbozumu Şenliklerinde bir yenilik de, “Urla Slow Food” oluşumunun da ilk kez katılacak olması. İtalya’da kurulup, kısa sürede yüzü aşkın ülkeye yayılan “Slow Food” (Yavaş Yemek) hareketinin Urla’lı gönüllüleri, yaşadıkları bu coğrafyanın doğal otları, temiz ve bakir denizi, balığı, zeytini, üzümü, şarabı, peyniri, sebzeleri, kuzusu, keçisi, geleneksel kültürü ve tarihi ile zenginleşmiş yerel mutfağına sahip çıkıyor, bu mirasın özelliklerinin korunması ve yaygınlaştırılması için uğraşıyor.
Hem besleyici hem de leziz sofraların gelecek kuşaklara aktarılması için kişisel çaba ve sorumluluklarımızı bizlere tekrar hatırlatan “Slow Food” oluşumunun temel ilkesi gıdaların iyi, temiz ve adil bir şekilde üretilmiş olması.
İYİ, çünkü taze, mevsimlik ve kültürümüzün parçası olan tad ile lezzetlerden oluşuyor.
TEMİZ, çünkü insan sağlığına zarar vermeden, çevreyi kirletmeden, kimyasala bulaşmadan, GDO’suz üretilerek soframıza ulaşıyor, doğaya zarar vermeyen ürünler ile paketleniyor.
ADİL, çünkü tüketici için ulaşılabilir fiyatlarla, küçük üretici ve emekçilerin de yaşamını sürdürebileceği bir gıda düzenini savunuyor.
“Urla Slow Food” oluşumu, bu tarihi mekanda hasat şenliğimize katılmak, yüzyıllardır süren bir geleneğe tanıklık etmek isteyen herkesi Urla’ya davet ediyor.
“Urla SlowFood” üyeleri, bu ilkeleri paylaşmak, sohbetler düzenlemek, ata yadigarı tohumlar ile üretim yapan, çevre ve insan sağlığına duyarlı, geleneksel hayvan ırklarını ve lezzetleri koruyan üreticileri tanıtmak ve şenlikli bir hasada katkıda bulunmak için, Malgaca Pazarında stand açarak sizler ile tanışmayı bekliyor.
Urla’da geleneksel “Bağbozumu Şenlikleri”, ilçe merkezindeki Malgaca Pazarı’nda 14 Ağustos Cumartesi günü saat 11.00’de başlayacak, gece Urla İskelesinde “Kum Denizi”ndeki konserle sona erecek. Dünyanın dört bir tarafında örgütlenmiş “Slow Food” (Yavaş Yemek) hareketinin Urlalı gönüllüleri de bu yıl ilk kez şenliklere katılıyor.
Hem besleyici hem de leziz sofraların gelecek kuşaklara aktarılması için kişisel çaba ve sorumlulukların yaşamsal önemini vurgulayan “Slow Food”(Yavaş Yemek) hareketi, gıdaların İYİ, TEMİZ ve ADİL bir şekilde üretilmesi için uğraşıyor.
“Slow Food” (Yavaş Yemek) hareketinin Urla’lı gönüllüleri de, yaşadıkları bu coğrafyanın doğal otları, temiz ve bakir denizi, balığı, zeytini, üzümü, şarabı, peyniri, sebzeleri, kuzusu, keçisi, geleneksel kültürü ve tarihi ile zenginleşmiş yerel mutfağına sahip çıkıyor, bu mirasın özelliklerinin korunması ve yaygınlaştırılması için çalışıyor.
“Urla Slow Food” üyeleri, bu ilkeleri paylaşmak, sohbetlere katılmak, ata yadigarı tohumlar ile üretim yapan, çevre ve insan sağlığına duyarlı, geleneksel hayvan ırklarını ve lezzetleri koruyan üreticileri tanımak ve şenlikli bir hasada katkıda bulunmak isteyenler ile, Urla Malgaca Pazarında buluşacak.
Bu duyuru aşağıdaki linkten alıntıdır.
http://www.foodinlife.com.tr/phoe2.php?i=6787
Ah insanlık!
Adı üstünde "ilaç" bir şeye iyi gelirken birçok şeye zarar veren deva...
İlaçlanan sadece zeytin sineği olsa düğün bayram. İlaçlanan tüm insanlık, tüm yaşam formları, biziz...
Bizlerin sineğe benzer yanı da yok ya neyse. İlaçlamanın zararlı bir uygulama olduğu anlaşılıncaya kadar ne çok fireler verildi. Ne çok bebek çocuk gereksiz yere solunum güçlüğü çekti, ne çok astımlı krize girdi, ne çok faydalı hayvan ve haşerat, meyve, sebze, hububat gereksiz yere telef oldu...
*
Gümçed Edremit Körfez Şubesi, körfezde devam etmekte olan uçakla zeytin sineği ilaçlaması uygulamasının zararları ve alternatiflerinin tartışılması amacı ile panel-forum ve konser etkinlikleri düzenlemiş.
Tarih ve konum:10.08.2010 tarihinde saat 17.00’de, Mehmetalan Köy Meydanında.
Çocukluğumuzun meyveleri daha mı benzerdi kendilerine? Daha mı vişne, daha mı çilek, şeftali kokardı sanki! Zaten en fazla beş altı çeşit olurdu bizim evde reçel çeşidi; Vişne ve çilek Allahın emri, ondan sonra şeftali, kayısı, mürdüm eriği ve sonbaharda mutlaka ayva...
Kızılcık ve şeftali malmelatı da yapardı annem. Her nedense, parayla satın alınan meyve tercih edilmezdi bizim evde, eş dost bağ bahçelerinin ve dedemin bağının meyveleri toplandığında kaynatılırdı reçellerimiz. Bahçesini, ağacını bildiğimiz vişnelerin, şeftalilerin reçelleriyle büyüdük biz. Şanslı çocuklardık!
Her ev, evin ahalisinin en sevdiği meyvelerden yapardı reçellerini. Farklı meyvelerden reçel yapan konu komşu, hısım akrabasıyla değiş tokuş yapardı birer kavanoz. Bazı komşularımız farklı meyvelerden yaptıklarında bize de tattırırlardı, karpuz, incir, dut, portakal, kabak reçellerini komşulardan tattığımızı anımsıyorum annem yapmazdı.
Sadece bir kilo vişne ve 750 gram toz şekerle yaptığım vişne reçelimin kokusunda aradım çocukluğumu. Tereyağlı ekmek dilimlerimin üzerine tutunan o tarihi vişne toplarını unutmam gerek belki, unutmalıyım evet. Çocuktum ve her şey gereğinden fazla güzeldi. Dilimiz ve damağımızın tat alma duyuları sigara ve zararlılarla kirlenmemişti, toprağımız ve suyumuz teknolojinin emrine girmemişti henüz. Çocuktuk, ne biz kirlenmiştik ne de dünya!
Son yıllarda yeni moda bir meyvecik peydah oldu adı Goji berry. Tıpkı bizim yerli malı kızılcığa benziyor.
Tadı da görünümü de aynı, yetiştiği ağaç çalı ebatları da benzerlik gösteriyor. Faydaları ve işe yaradığı alanlar da aynı, onun ithal toprakların ürünü olup Anadolu'da yetiştirilmeye çalışılması dışında.
Mutluluk meyvesi olarak lanse edilen Goji Berry, kızılcığın mavru ekşi tadına benzemesine rağmen, kızılcık niçin sopayı ve ekşi bir suratı çağrıştırır!
Giderek yaygınlaşan sağlıklı beslenme bilinci; insanları köylere ve doğal tarım ürünleri satılan yerel pazarlara yöneltmektedir. Fabrikasyon yiyeceklere "hayır" diyen bir tüketici ordusu gelişiyor yavaştan, bunu görmemek mümkün değil.
Her ne kadar her köylü ve çiftçi için yerel pazarlarda ilaçsız ürün satıyor kanısı doğru değilse de, ilaçsız ürün elde edenler de yok değil. (Burada sözünü ettiğim organik ürün yada organik pazarlar değil.) Kimyevi gübre ve tarım ilacına alışmış köylüyü eski bakir günlerine döndürmek oldukça zor ama imkansız değil. Doğal gıdanın peşine düşüp bilgi sahibi olarak üreticiyi yönlendirmek, yine biz tüketici diye tanımlanan hazır yiyicilerin elinde.
Edremit Dereli Köyü'nün Doğal Köy Pazarı girişimini yürekten destekliyorum. Daha nicelerinin haberini alıp buradan duyurup paylaşmayı umuyorum.
Herşey giderek daha güzel ve yaşanabilir olacak. Umuyorum, evet...
Metis Yayınları'ndan çıkan son kitabı Seferis ile Üvez, sevgili Berfe'nin son şiirlerinden oluşuyor. Üstada sanki ben yazmışım gibi coşkulanarak soruyorum duygularını; sadece birkaç sözcük, ne söyler şiiri dışında!
"Yaşıyorum, yazıyorum" diyor. Çok net. Evet yaşıyor üstad, daha bin yaşasın, bin yazsın...
İlk bölüm olan "Seferis’e İskele Işıkları" Berfe'nin şair Yorgo Seferis'e Ege'nin bu tarafından bir tür seslenişi/karşılığı olarak okunmalı, ikinci bölüm "Üvez" mevsim döngüsünü takip eden, tabiatla hemhal olmuş, "haiku" tadında kısa şiirleri bir araya getiriyor, kitabın son bölümü "Bugün Salı mı Şimdi" ise birbiriyle bakışan ancak daha bağımsız son şiirlerden oluşuyor.
BUGÜN SALI MI ŞİMDİ bölümünden, s. 143-144.
SABAH SABAH
her günkü yolumun üstünde
kauçuk yaprakları
Seni düşünmeye yelteniyorken
ağır darbeler yemiş
çok yorulmuş
kauçuk yaprakları
Masanın üstüne koysam
evcil bir kış yaşasam onlarla
Bırakmaz ki genç işsizler
kumlayıp ağartacaklar jeanleri
biz de ses çıkarmadan giyeriz
kumlu ciğerleri genç ölüleri
Bu renk poyraz 5-7
bu kıvrım yıldız karayel 8-10
Açılsak bahara artık
Bırakmazlar ki şu kadar PKKli etkisiz hale getirildi
şu kadar şehit
Sabah sabah
her günkü yolumun üstünde
kumlanmaktan çürümüş
ciğerleri sönük
kavruk hayatlı
jean yaprakları
Yaz dolmaları yaratıcılığımızı kamçılıyor! Patlıcan dolması yapayım diye çıkmıştım yola, iç artınca bir de biber doldurup oturttum tencerenin ortasına.
Tophane patlıcanı da denilen topan patlıcanları ikiye bölüp, içlerini oyarak tuzlu suya attım...
Diğer tarafta iki kuru soğanı küp küp doğrayıp bir fincan kadar sızma yağda öldürdüm. Bir çay kaşığı tarçın ve karabiberi ateşteki soğanlı yağa koyup baharatların kokusunun çıkmasını bekledim ve bir su bardağı pirinci de katıp hafiften kavurmaya başladım. Miktarı isteğe bağlı tuz ve toz şekeri de bu aşamada koyuyoruz.
Şimdi sıra kıydığım sebze ve yeşilliklerde; Birkaç dal maydanoz, yarım demet taze nane, bir adet küp doğranmış domates, bir küçük salatalığın ve iki üç orta boy eriğin rendesi ateşteki kavrulan pirinçli dolma içine ilave edilir. Demlenmesi için ocağın altı kapatılıp 15-20 dakika bekletilir.
10-12 kadar cevizi irice parçalayıp (ağzımıza gelecek irilikte) demlenmiş dolma içine karıştırıyoruz. Ayrıca ikişer yemek kaşığı kadar taze üzüm ve kuş üzümünü de koyup bütün malzemeyle hemhal olmasını sağlayıp, oyulmuş patlıcanlarımıza dolduruyoruz.
Dolmaların üzerine domates ve yarım cevizlerle kapak yapıp suyunu da ilave ederek kısık ateşte üzeri kapalı pişmeye bırakıyoruz. Dolmanın pişme suyuna bir iki tane kuru karanfil, taze erik, tuz ve sızma zeytinyağı ilave edersek lezzette fark yaratmış oluruz.
Ben patlıcanı sevdiğim için oyarken biraz etli bırakıyorum. Diğer bir noktayı da belirteyim; Hani şu ithal tohumdan rengarenk Meksika biberleri var ya, kırmızısı sarısı, turuncu ve yeşili, onların içine de bu cevizli iç çok yakışıyor. Biberin kendisi etli ve lezzetli olduğu için dolmanın ağababası gibi oluyor. Zaten bu tür kalın etli biberlere tarçın ve karanfil iyi gidiyor. Hele patlıcana hıımm...
"Rock-Alternatif, bizim yaratmadığımız ama bize dayatılan bu dünyaya ve hayatlara karşı alternatifler sunan insanların buluştuğu bir rock festivalidir. Rock-A, kesinlikle ticari bir oluşum değildir. Alternatif bir yaşamı düşleyebilen ve düşlerinin peşinden gidebilen herkesin buluşma noktasıdır.
Gönüllüsünden müzisyenine, müzisyeninden seyircisine aldığımız enerji ve rengarenk bir karşı çıkış neşesiyle Rock-A, İzmir’in ve bölgenin bir çok yerinden bir çok kesimi bir araya getiren şenlikli bir festivaldir." Diye devam eden bu açıklama ve daha fazlası için http://rock-a.org/
Gün melankoliye açıksa, ruh da uykuya meyilliyse ve de mutfakla kanape arasında seçim pufudik bir tembelliği işaretliyorsa fazla söze hacet var mı?
İki soru yeter. Soğanlı mı soğansız mı? Ben soğansızını seviyorum. Yeşil biberlerin sızma zeytinyağındaki o içe işleyen kokusu duyulur duyulmaz tuzunu ve minik doğranıp, kabuğu soyulmuş olgun domatesleri boca edivereceksiniz tavaya.
Domatesler yumuşayıp sosu ağırlaştığında kıracaksınız iki yumurta ve öyle hemen karıştırmayacaksınız. Yumurtanın akı ve sarısı önce kendini bilecek! Herkes kendi varlığını pişerek ispat edecek ve sonrasında yavaşca bir iki karıştırılacak dikkatlice, tabiri caizse okşayarak. En üzerine de taze çekilmiş bol karabiber. Hımmm.
Ruhumuzun bedenimize dar geldiği anlarımız vardır ya, işte öyle zamanlarda iyi geliyor.
Selluka Yemekevi'nden yeni bir lezzeti takdimidir.
Farklı bir lezzet gördüğümde yazmadan duramıyorum. Nasıl yapıldığını sormadım çünkü, bu lezzet de orada o mekanda yensin diye düşündüm. Hülya Hanım ve Sunay Hanım, bu özel lezzeti merak edenleri severek ağırlayacaktır eminim.
Közlenmiş bütün bir patlıcana sarılmış, esmer tenli koruyucu müşfik bir aşık gibiydi köftenin görünümü. Üzerinde taze domatesten yapılmış sosu ve yanında domatesli pilavıyla çok söze hacet bırakmadı. Beraberimde götürdüğüm değerli misafirimi hoşnut eden bu lezzeti sizlerle paylaşmak istedim. İşini iyi yapan insanlara saygım hiç bitmeyecek.
Kozbeyli'ye yolunuzu düşürürseniz Şakir'in Kahvesi'nin yanıbaşındaki Selluka Yemekevi'ne uğramanızı tavsiye ederim zira; Gerçek kadınların elinden gerçek ev yemeği yiyeceksiniz, hiç şüpheniz olmasın. Ah bir de şundan emin olmalısınız, keza sırf o yüzden bile gidilir, ekşi mayadan yapılan tazecik Kozbeyli köy ekmeğinin o içe işleyen özlü kokusu için...
Hibrit, hibritleme nedir biliyorsunuz artık. 6 -7 kuşak boyunca istenilen farklı tohum ve çekirdeğin ısrarcı genlerinin son şekli diyebiliriz HİBRİT için. GDO ile ilgisi yok yani! Sadece ısrarcılık söz konusu!
Birçok hibritlemeler insan eliyle oluşturulduğu gibi, doğada kendi haliyle de oluşmakta. İşte fotoğraftaki de kendi haline oluşmuş bir doğal erik. Sadece kiraz büyüklüğünde ve içi şeker gibi tatlı, hem de sulu. Foça - Bağarası'nda bir erik bahçesinin kenarında, tek başına kalmış çirkin ördek yavrusu ağacının meyvesi. Sürüden ayrılmış biz kaptık!
Söylemeli mi söylememeli mi bilemiyorum. Şerbet denilen şekerden ibaret içecek şimdilerde hiç makbul sayılmıyor, o yüzden bu tür şekerli içecekleri biraz ürkerek yazıyorum.
İşte Badem Şerbeti
Tarçın kalemleri ve karanfil tanelerinin su ve bolca şekerle kaynatılması sonucu elde edilen şerbetin içine kabuğu soyularak, ortadan ikiye bölünmüş ve kavrulmuş bademler atılır. Buz gibi soğutularak serin serin servis edilir.
Mısır şurubunun yanında pür-i pak sayılan kristal şeker sağlık açısından hiç de uygun bir yiyecek değil ama, bunca yaygın kullanımı onu yok saymamızı da engelliyor işte!
Kan şekerini aniden fırlatan bu tür şerbetler eskiden hangi amaçlarla bardak bardak içilirmiş anlamak mümkün değil, lakin bu şerbeti bal ile tatlandıranlar da azımsanmayacak kadar yaygınmış Osmanlı'da. Balın ucuz ve bol, toz şekerin pahalı ve değerli sayıldığı eski zamanlardan söz ediyorum. Reçellerin bile vaktiyle bal ile kaynatıldığını biliyor muydunuz.
Hangisi doğru hangisi yanlış kesin bir dil kullanabilmek zor. Şimdilerde de; vücudun iyi çalışıp yağları yakabilmesi için sabah aç karına elmalı, ballı ve tarçınlı çaylar içiliyor. Diyet uzmanları vücudu çalıştıracak türlü atraksiyonlar yapıyorlar, cevizi, kayısı ve fındığı, kuru kırmızı eriği, son günlerin yeni modası yaban mersinini ve bilumum doping yiyeceği birer avuç öneriyorlar!
Hatlar iyice karıştı, şap şeker, doping durumları vahim.
Eski şerbetleri kötüleyip, aman da kalori, aman da zararlı diye tü kaka etmenin çok da hakkaniyetli olduğunu düşünmüyorum. Ahir ömrümüzün inandığımız nimetleri başımızın tacı olsun diyelim en iyisi...
Yeşil Ekran’ın ana teması gıda ve biyolojik çeşitlilik. Kimler yoktu ki programda...
En başta, sevgili Defne Koryürek yine lüfer üzerinden tüm dünyaya sahip çıktı. Defne'nin beğendiğim en önemli özelliği; Eleştiriye enerji harcamaktansa çözüme odaklanmak. Defne=çözüm. İşte bu kadar.
Aktivasyonu dikkat çeken bir programdı. Slow Food'cuların tekmili, GDO'ya Hayır platformu, sivil toplumcular, kuşcular, çiftçiler, doğal enerji aktivistleri, Nasuh Mahruki, Tema, Doğader, Moğollar, Yüksek Sadakat ve diğerleri herkes oradaydı.
Program sunucuları Celal Pir ve Gülay Afşar’a da buradan aferin, lütfen çoğalsın böyle programlar...
Birleşmiş Milletler, 2010 yılını Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Yılı ilan etti. Dünya üzerindeki biyoçeşitliliğin korunmasının önemine dikkat çekmek üzere 2010 yılı Dünya Çevre Günü’nün ana konusu
“Birçok Tür, Bir Tek Gezegen, Bir Tek Gelecek” olarak belirlendi.
Güncel sözcüğü ne kadar anlamsız aslında! Öyle ya günce tutar gibi sosyal ortamda paylaşılan bu sözüm ona "güncel" satırlar hiçbir güncelliği yansıtmıyor!!! Ne kendi güncelimi, ne başkalarının, (hoş bunu bilmek ne mümkün) ne ülkenin, ne de dünyanın!
İşte güzelim Akdeniz çanağında birileri birilerinin damarına basıyor ve kan dökülüyor. Oysa ben, Akdeniz'i böyle anmak istemiyorum, böyle çirkin ve savaş çığlıklarının karıştığı bir Akdeniz düşlemek istemiyorum. Hani Akdeniz insanıydık, hani ılımlı, sakin, sıcak kanlıydık? (Dünya insanıydık sözün özü!) Akdeniz yemekleriyle serinleyip sağlıklı kalıyorduk, Akdeniz diyetleriyle dünyaya örnek oluyorduk!
Biz artık bu yüzyılda savaşları geride bırakmış olmalıydık. Savaşmak eski çağ barbarlarının işiydi. Korku; bilinmeye duyulan olumsuzluktu ve doğamıza zarar veren bir direnişti, oysa sevgiydi asıl doğamız!
Yanlış mı öğrenmişiz bütün bunları?
Güncelimiz; Toprağımız, suyumuz, ekmeğimiz aşımız olmalıyken bakın nelerle uğraşır, neleri düşünür olduk. Tam sevinirken olumlu küçük gelişmelere, aaa bir bakıyorum yine tamtamlar iş başında. Tam sevinç ve umutla dolmuştu içim onları görünce. Kimleri mi? Dumanlıdağ'ın Dutlar Ekoköy'ünün kurucuları, paylaşanları o güzel insanları gördüm, onlarla tanıştım dün. Tam, onlarla geçen sayılı dakikaları paylaşacaktım sizlerle ki, güncelimiz savaş çığlıklarıyla tepetaklak oldu.
Sevgili Tülay Ararat'ın telefonuyla buluştuğumuz küçük bir Foça soluğunu paylaşmak istedim buradan...
MADDE 17- 26/1/1939 tarihli ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve birinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
– 72 –
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 503)
“Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 km mesafede, zeytinliklerin bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek, kimyasal atık oluşturacak tesis yapılamaz ve işletilemez. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve zeytincilik sahaları koruma kurulunun uygun görmesi şartıyla;
a) Zeytinyağı fabrikaları,
b) Küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri,
c) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,
ç) İlgili bakanlıkça kamu yararı alınmış madencilik faaliyetleri,
d) Bakanlıklarca kamu yararı alınmış plan ve yatırımlar,
e) Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesisleri, f) Petrol ve doğalgaz arama ve işletme faaliyetleri, için zeytinlik sahalarında yatırım yapılmasına Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından izin verilebilir. Bakanlık bu yetkisini gerektiğinde valiliklere devredebilir.
Birinci fıkra kapsamındaki yatırımları yapanlar bu faaliyetlerini izin amacına uygun, çevre ve zeytin sahalarına zarar vermeyecek şekilde yürütmek, oluşabilecek zararı telafi etmek ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlüdürler.
Zeytincilik sahaları koruma kurulu; her ilde valinin başkanlığında, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi tarafından başkan yardımcılığı ve sekretarya hizmetleri görevi yürütülmek üzere, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenecek birer üye ile Zeytincilik Araştırma ve Üretim İstasyonu,
Madencilik Sektörü Başkanlar Konseyi Birliği, TARİŞ, MARMARABİRLİK ve ziraat odaları tarafından belirlenecek birer üye olmak üzere toplam on bir üyeden oluşur.
Zeytincilik sahaları koruma kurulu, yatırım taleplerine ilişkin görüş bildirmek, zeytinlik sahalarının geliştirilmesi, korunması, verimli kullanılmasına yönelik inceleme, değerlendirme ve izlemenin yapılması, ülkesel ve yerel ölçekli yatırım planlarının uyumunun denetlenmesi, ortaya çıkan olumsuzlukların belirlenmesi ve bununla ilgili sorunları giderici önlemlerin alınması görevlerini yerine getirir. Zeytincilik sahaları koruma kurulu yatırım talepleri ile ilgili kararlarını bir aylık süre içerisinde vermek zorundadır. Zeytinlik sahalarda yapılacak yatırımlarla ilgili usul ve esaslar ile zeytincilik sahaları koruma kurulunun kuruluş, çalışma, usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.”
Toprak ve su önceliğimiz. Birinci kongre olması, biraz geç kalınmışlık hissi uyandırıyor sanki insanda... Neyse, birçok şeye geç ya da erkeniz zaten.
Umarım akademisyenlerin bildiri okumasından öteye geçer ve bu topraklara, dünyamıza bir yararı olur. Zeytin yasasıyla oynama cüretini gösteren insanların yaşadığı bu ülkede biraz zor ya...
Nilüfer, İstanbul'daki dostlarına Aşçı Fok'un Şifa Reçelleri'nden hediye götürdü birkaç kavanoz. Şu, yedi çeşit meyve ve yedi çeşit baharattan hazırladığım reçellerimden...
Reçellerimi kavanozlara doldurup süsleme faslıyla oyalanırken, aklıma ağız tatlılığı bir lezzet üretmek geldi. Şöyle sütlü, kahveli ve farklı bir tat
İşte malzemesi;
Bir kg. süt
2 Yemek kaşığı un
1 yemek kaşığı irmik
1 yemek kaşığı nişasta
9 yemek kaşığı toz şeker (mısır şurubu değil!)
4-5 tatlı kaşığı hazır granül kahve
Yarım paket kedi dili
Bir tatlı kaşığı kadar tereyağı
Süt, un, irmik, nişasta, kahvenin bir tatlı kaşığı ve toz şeker karıştırılarak muhallebi kıvamında pişirilir. Ateşten indirilince fındık iriliğinde tereyağı ilave edilir.
Önceden süte batırıp çıkardığımız kedi dilleri istenilen sayıdaki tatlı kaselerine yerleştirilir. Üzerilerine birkaç fiske granül kahve serpilip ıslak kedi dillerinin üzerinde emilimi sağlanır.
Pişirilen sütlü muhallebi kedidilli kaselerin üzerilerine eşit miktarda dökülür ve sıcakken bir miktar daha kahve serpiştirilip buzdolabına konur.
Bu safhadan sonrasında ister sevdiklerinize hediye götürün, ister oturup afiyetle tüketin... Kahveli bu sütlü tatlı, yemek davetlerinizde hafif bir yemek sonrası tatlısı oldu, öneririm.
Bilgim olmayan konulara karışmayayım diyorum ama, göz bakıyor su akıyor susmak olmuyor!
Son yıllarda, önceden hiç görmediğim kadar beyaz keçi görür oldum. Meğer İsviçre menşeili Saanen denilen bir ırkmış. Bir Saanen keçisidir gidiyor. Adının elbette önemi yok, önemli olan yerli ırkların giderek yok olması, giderek olumsuzlanması.
Yerli keçilerin ormanları yok ediyor iftirasıyla bir çırpıda azaltılması ne büyük bir hataydı biliyorsunuz değil mi?
Belki yüksek oranda süt verimleri yoktu ama en azından bu coğrafyanın hayvanıydılar, bu coğrafyanın bitki örtüsüyle beslenip bu coğrafyanın insanına sağlıklı besin oluşturuyorlardı. Bildiğimiz kara keçiler, kahverengi, boz gri keçiler...
Peki ne oldu da bizim yerli keçiler azaltılıp ithal keçilerin önü açıldı?
Keçi sütü önem kazandı tabi!
Profosörler, doktorlar keçi peynirini doladılar dillerine, (haklılar çünkü keçi sütü ve peyniri gerçekten değerli) yani Amerikay'ı yeniden keşfettiler. Oysa Anadolu insanı zaten biliyordu doğru olanı, kendi ırklarının doğal besin kaynaklarıyla besleniyordu, kimlerin işine gelmediyse telef ettiler güzelim yerli ırklarımızı. (Bütün diğer besin kaynaklarımız, sarı ineğimiz, çil horozumuz, yerli domatesimiz, pamuğumuz, fıstığımız, Osmanlı çileğimiz, buğdayımızda olduğu gibi...)
İsviçre iklimine alışkın bir ırkı Türkiye koşullarında pazarlama ve yaygınlaştırma çabasını, tarihin tekerrürü olarak görmek zor olmasa gerek.
Matematik çok basit.
Önce yerli keçi ırkı yok ediliyor + Doktorlar keçi peynirli diyetleri tavsiye ediyor + Bunun üzerine bol süt vereceği vaat edilen ithal keçiler pazarlanıyor = Sonuç olarak beş on yıl sonra ne olacağı belli olmayan bir keçi ziyanlığı ile karşı karşıya kalınabilir, işin en kötüsü de sözü edilen o kıymetli keçi sütü ve peyniri gerçek besin değerinden çoktan uzaklaşmış olabilir.
Bu senaryo ne kadar tanıdık değil mi? Holstein, Montofon ineklerinin Türkiye'ye gelişleri, yavrularının süper damızlık olacağı safsatası, lakin üçte bir firelerle yaşanan ölümler ve besin değeri düşük süt üretimleri - katkı maddeli - yem - ilaç - bakım masraflarıyla bugün yaşanan inek - süt - et kaosu...
Bunu biz hep yapıyoruz, bari keçide yapmayalım.
"Saanen keçisi İsviçre'de elde edilmiş ve dünya'da birçok ülkede, yerli keçileri süt verimi ve döl verimi bakımından geliştirmek amacıyla hızla yayılmış değerli bir ırktır. Bu ırkta süt verimi en başta gelen özelliktir. İyi bakım - besleme şartlarında ve küçük sürülerde ortalama laktasyon verimi 800 - 900 kg etrafında olup 1500-2000 kg'a çıktığı görülmüştür. Sütte yağ oranı %3 -4'dür. Bu ırkta döl verimi de yüksektir, her doğuma ortalama 1.7 - 1.9 yavru düşer. Bir doğumda 3 - 4 yavru hatta 5 yavru elde edildiği görülür."
Yaşananlardan ders almayı öğrenme zamanımız gelmiş geçmiş olmalıydı!
Elif Şafak’ın Doğan Kitap’tan yayınlanan Med Cezir'inin onikinci baskısının kitap kapağında Foça'da yaşayan seramik sanatçısı Koncagül Ağaoğlu’nun “Foça Kızı” adlı çalışması kullanıldı.
Bursa'da restoran işletmecisi Ayşegül Koroncu, son yıllarda insanların eline zorla tutuşturulan GDO'cuklu bardakta mısırdan esinlenerek, kısırı bardakta satmaya başlamış.
Alışveriş merkezlerinde çeşitli soslarla karıştırılarak satılan bardakta mısıra rakip olan ve bardağı 1 liradan satışa sunulan kısır oldukça yoğun ilgi görüyormuş. İşte bu habere pek sevindim. Akıllı ve duyarlı insanların soyu tükenmemiş. Yaşasın...
Canım anam, yine şaşırtmaya devam ediyor beni bu yaşında...
Anlatırdı da kulağıma mı küpelenmemiş bilmem, bu defa iyice afalladım. Mayısın ilk haftası itibariyle yani dört beş gün öncesi oradaydım, Fethiye'ye yaz gelmişti. Bilenler bilir Fethiye salı pazarının büyüklüğünü ve o muhteşem karasu nehrinin kenarındaki ferahlatan su sesini. Karasu, taa Mendos dağının Karamuğar gözünden patlayan, Fethiye'ye hayat veren deli coşkun bir nehir.
Turgay, çocuklarını oyun parkına salan babalar gibi bıraktı pazarın ana yol girişinden annemle beni. Sağımızda köylü kadınlar, solumuzda coşkulu akan Karasu derken daldık pazarın derinliklerine. Annem ağrıyan ayağını unutup birden gençleşti köylü kadınları görünce.
Başladı tek tek sormaya;
"Göbek" var mı?
- Var.
Kilosu kaça?
- 50 Lira oldu, Altmıştan verdik hep ya, az kaldı gari sezonu bitti de.
Ver bana yarım kilo.
............ !
Göbek? Ne ki göbek? Marul mu, enginar mı, lahana mı, bir ot çeşidi mi? Hiçbiri değil, Fethiye'nin ormanlık köylerinde yetişen bir mantar çeşidi. Göbek mantarı; kuzu göbeği mantarı (Morchella) olarak bilinen, annemin yıldan yıla en az bir kez yemeye çalıştığı bir gençlik iksiridir.
Paraya kıyıp satın aldığı göbekleri eve gider gitmez tereyağı, taze soğan ve bol kırmızı tatlı biberle kavurdu. Soğutmadan üzerine bolca karabiber ekerek yedi, yani hep beraber yedik ...
Hep genç kal anacığım, günün günlerin kutlu olsun. Bütün annelerin, annelik duygusunu yüreğinde yaşatan bütün kadınların anneler günü kutlu olsun...
Foça ve çevresinde bu şekilde dolduruyorlar enginarı, böylece hiçbir yaprağı ziyan olmuyor. Salçalı, dereotu ve bol taze soğanlı ve elbette pirinçli bir iç hazırlanıyor.
Kuşüzümü, fıstık, arapsaçı, nane, bulgur vs. gibi katkılarla farklı çıkışları da mümkün. Enginarın tam kalbine doğru uzun bir yolculuk gerektirdiğinden, yanında cacıkla tek başına eğlenceli bir bahar öğünü olabiliyor.
Uluslararası Tohum Günü patentsiz tohumlarla çiftçilerin biyoçeşitlilik haklarını savunmak ve ABD işgal kuvvetlerinin Irak’ta çıkardığı 81 Numaralı kararı eleştirmeyi amaçlamaktadır.
Dünyadaki çeşitli kuruluşlar, eylemciler, çiftçiler ve organik tarım savunucuları, 26 Nisan Uluslararası Tohum Gününde aşağıdaki konularda halkı eğitmek ve medyayı bilgilendirmek istemektedirler.
· Biyoçeşitliliğin önemi ve tohum saklamanın nasıl yapılacağı,
· Genetik Olarak Değiştirilmiş gıda ve patentli tohumların tehlikeleri
· 81 Numaralı karar ve bunun Irak tarımını nasıl tahrip ettiği ve edeceği
· Tohum kaynaklarını kontrol eden dev tarım şirketlerine nasıl direnileceği
Önceki Irak Anayasası biyolojik kaynakların sahiplenilmesine karşı idi. Çiftçilerin birbiri ile karşılıksız tohum değişimine dayanan çiftçi tohumları sistemi çok uzun bir süredir Irak’ta tarımın temelini oluşturuyordu. Ancak bütün bunlar tarih oldu. 26 Nisan 2004’de Geçici Koalisyon Otoritesinin yöneticisi Paul Bremer çiftçilerin yasaya göre kayıtlanmış olan yeni çeşitlerden elde edilen tohumları tekrar kullanamayacaklarının belirlendiği 81 Numaralı kararı imzaladı. Bir ürünün sahipliliği iddia edildiğinde çiftçilerin kendi tohumlarını saklamaları yasaklanmış oluyordu ve çiftçiler sahibi olduğu iddia edilenlere para ödemek zorunda idiler.
Türkiye’de de tohum yasası ile çiftçiler yerel tohumları satmak hakkından alıkonulmaktadırlar. Yerel tohumlar yasa dışına yakın konumdadır.
Özgür tohumların hâkim olacağı bir dünyaya kavuşmak umuduyla uluslararası tohum gününüzü kutlarım.
Bu yedinci Nisan, baharın yedincisi. Coştu katırtırnaklarımız, sarıya boyandı bizim kıyılarımız. O iç koyultan kokularıyla muştuladışlar dünyamızı tam yedinci kez.
Hoşgeldin Nisan, hoşgeldin katırtırnaklı sarı yamaçlar, hoşgeldin bana, hoşgeldim sana...
Sanatçılar hep olmalı! Sanatçılar olmasa keyifle beslendiğimiz sanat eserleri nasıl var olacaklardı?
Onlardır baktığımızın ama göremediklerimizin değişik açılımlarının da olabileceğini bizlere gösterenler. İşte bir zeytin ağacını farklı okumanın çizgileriyle buluşturuyor bizi ressam Selçuk Erdoğan.
Ege bölgesinin her biri bir doğa şaheseri olan yıllanmış zeytin ağaçlarını kendi bakış açısıyla yorumlayan Selçuk Erdoğan'ın "Zeytin'in Gövde Gösterisi" resim sergisinin 15 Nisanda Moda Deniz Kulübü Sanat Galerisi'nde açılışı yapılacakmış.
bağyanfest 9-10-11 nisan tarihlerinde istanbul'da gerçekleşecekmiş.
Birşeyleri eksik ya da fazla söylemiş olmamak için, bu festivali yorumsuz duyuruyorum. Kadınlara "bayan" denmesine baymıyorum diyorsanız mesele yok, bu linke bakmasanız da olur!
Bedenen ve ruhen çalkalandığımız günlerimiz vardır, kimin yoktur ki; hepimiz zaman zaman durulmayı bekler ve o çalkantı dönemlerimizde kendimizin dışına çıkıp, bütün olup bitenlere uzaktan bakmak isteriz.
Çok uzaklaşamasak bile, hemen elimizin altındaki, posta kutumuzdaki bir tık ötesi küçük hoşluklar ilaç gibi geliverir. İşte onlardan biri; http://mandalincikmazi.blogspot.com/
Günter Grass, Avrupa tarihinin patates gözönünde tutulmaksızın yazıldığında ciddi ölçüde eksik kalacağı kanısında; ona kalırsa, patates, pek çok savaştan daha önemli bir mihenk taşı, geçmişin. (Patates / Enis Batur)