Biliyorum biraz özeneceksiniz... Ne yapabilirim bizim Ege'de yani benim bahçemde baklalarım çiçeğe durdu. Enginarlarım da deli deli yaprak verdi ama kafaları henüz bebek...
Yaşadığım bu Gediz Havzasında bakla kutsal bir yiyecek. Yaz ve kış her modeli yeniyor. Baklanın kendisiyle yapılanlar pek çok, yeşili de kurusu da, içi de dışı da pişirilerek veya çiğ olarak tüketiliyor. Benim bugünkü konum baklanın yaprağı.
Dediğim gibi Gediz'in yayıldığı bereketli topraklarda bakla yetiştirmek yöre kültürünün bir parçası. Hatta her yıl ekmeye bile gerek kalmayabiliyor, geçen yıldan toprağa düşen kurumuş baklalar bu yılın tohumunu oluşturuyor ne güzel. Ayıptır söylemesi belli ki, benimkiler de bu yöntemi uygulamışlar kendi aralarında! (Hibrit ve GDO tehlikesi yok bu harika)
Güneş açıp yağmurlar biraz durulunca soluğu bahçemde alıp bakla yaprakları kopardım bir avuç kadar. Yanında da birkaç tane taze sarımsak.
Bakla yapraklarını bol suda yıkayıp incecik kıydım, taze sarımsakların yapraklarını da kıyıp yiyeceğimiz kadar yoğurt ile tuzunu da katıp iyice karıştırdım. Kaselere boşaltıp üzerlerini biraz sızma yağ, pul biber ve nane ile süsledim. Tadı nasıldı? Sarımsağın yoğurtla bütünleştiği her durumda olduğu gibi yine lezzetliydi tabi. İçine hiç su ilave etmediğim için manda batmaz mezelik bir cacık oldu. Değişiklik isteyenler için farklı ve lezzetli bir beyazlık.
Bütün iş taze bakla yaprağı bulmakta. Pazarcınıza bir hafta önceden söylerseniz eminim bulup getirecektir size de.
Salatası da yapılıyor, onu anlatmaya gerek var mı? Birkaç marul yaprağı, üç dal taze soğan bir avuç bakla yaprağı kıyılıp bol maydanoz ve dereotuyla, limon zeytinyağı derken yine iştah kabartan bir dolu kase yeşillik.
Şeftali Bahçeleri'nden: "Muhasebeci Bey, pembeye yakın bulanık renkli bir cins şeftali rakısına düşkündü; «Bakalım benim âb-ı hayatı nasıl bulacaksınız?» diye kadehi uzattı: Agâh Bey içti; biraz buruk, ama baygın kokulu, tuhaf lezzetli, hoş bir içkiydi. Ötede kalem efendileri rakı sofrasını kurmak, mezeleri, salataları hazırlamakla meşguldü; odacılar kenarda ateş yakmışlar, kebap çeviriyorlardı. Şeftali kokusuna kansan bu pişmiş et kokusu akşamın serinliği içinde insana keyifli bir iştah veriyordu; sürekli içiyorlar, üzerlerine yoğurt dökülmüş sıcak patlıcan kızartmalarından, taratorlu semizotu salatalarından kaşık kaşık yiyorlardı." Refik Halit Karay