"Kesinlikle hayır. Herkesin vejetaryen olduğu bir dünya hayal eden bir kadınım ben. Hayvanlarım her zaman benim çocuklarım gibi oldu. Bilimsel araştırmalar dışında ‘‘yaşlılıktan’’ ölen tek tavuk bendedir sanırım. Hiçbirinin yaşam hakkını ellerinden almaya hakkım yok." diyen bir kadını hiç tanımadan yakın hissettim kendime.
Hani derler ya, "hacı hacıyı Mekke'de, deli deliyi dakikada bulurmuş!" benim ki de o hesap, nasıl oluyorsa vejetaryen insanların yolu yordamı da kesişiveriyor işte! Ot yiyen ot seveni buluyor.
Üyesi olduğum bir gruptan duydum adını. "İpek Hanım Çiftliği". Çok anlamlı ve özenilesi bir öyküsü var, kesinlikle sizi içeri çekiyor. Ege'yi, yeşili, otları, sebze ve meyveleri seviyorsanız hiç durmayın ziyaret edin. Ben sevdim ve yakın zamanda yolumu da düşüreceğim...
Şeftali Bahçeleri'nden: "Muhasebeci Bey, pembeye yakın bulanık renkli bir cins şeftali rakısına düşkündü; «Bakalım benim âb-ı hayatı nasıl bulacaksınız?» diye kadehi uzattı: Agâh Bey içti; biraz buruk, ama baygın kokulu, tuhaf lezzetli, hoş bir içkiydi. Ötede kalem efendileri rakı sofrasını kurmak, mezeleri, salataları hazırlamakla meşguldü; odacılar kenarda ateş yakmışlar, kebap çeviriyorlardı. Şeftali kokusuna kansan bu pişmiş et kokusu akşamın serinliği içinde insana keyifli bir iştah veriyordu; sürekli içiyorlar, üzerlerine yoğurt dökülmüş sıcak patlıcan kızartmalarından, taratorlu semizotu salatalarından kaşık kaşık yiyorlardı." Refik Halit Karay