Asci Fok
Yemek, Seks, Uyku ve Diğerleri | Aşçı Fok ]

Yemek, Seks, Uyku ve Diğerleri

Yemek, Seks, Uyku ve Diğerleri

İnsan ömrünü ortalama 70 yıl kabul edersek, (istisnalar 85-90’ı zorluyorsa da) bu süreç içinde yaşamsal faaliyet olarak sürdürülenleri incelemeye alalım diyorum.

İstatistiksel şemalara pek itibar etmediğimden, bilimsel istatistiklerle rakam kalabalığı yapmak niyetinde değilim. Her ne kadar, ölçü ve sayılardan destek görecek de olsak, en az şablon ve en az genelleme demek istiyorum.

İnsanoğlu, doğduğu günden itibaren henüz gözünü açmadan ağzını açmasıyla, yemek yeme serüvenine başlamış oluyor. Bütün canlılarda içgüdüsel bir anlayışla gelişen yeme dürtüsü, hayatta kalabilmenin vazgeçilmez dinamiğidir. Salt içgüdü ile başlayan bir süreç bu. Yeni doğan canlıya kimsenin öğretmediği hayatta kalabilme dürtüsüdür yeme içme eylemi…
Ciğerlere dolan ilk soluk alış ve ölüme dek süren son soluk arasındaki vazgeçilmez eylemdir yeme ihtiyacı. İkinci biyolojik eylem olan uyku, insanoğlunun tüm yaşam periyodunun üçte ikisini kapsadığı için yemek kadar gerekli olan bedensel işlevdir.

Yemek yeme ve uyku, insan ömrünün beşikten mezara hava, su gibi yaşam gerekliliğidir. Peki ya seks?

Seks, cinselliğe bakış farklılıkları ile insan yaşamının pek az bir dilimine eşlik eder tüm yaşam boyunca. Her ne kadar yaşamın ve türlerin devamlılığı için gerekli ve vazgeçilmez gibi görünse de, cinsel eylem yoksunluğu; yaşam boyu yok sayılabilmesi kolay bir fonksiyondur. (Kimilerine göre)

24 saatin üçte birini dolduran uyku ve günde üç öğünden oluşan yeme içme ritüelinin dışında kalan günlük yaşam devinimleri (çalışma – dışkılama – temizlik - dinlenme) insanoğlunun bütün zamanını kapsıyor.

Sekse ayrılan zaman dilimi ne kadardır gün içinde? Seksin, beyinde başladığı ve bittiği bile düşünülse, eyleme geçme süreci üç öğün yemek alışkanlığı gibi zaruriyetini koruyamamaktadır. Tüm koşulların uygunluğu zaman, zeminle örtüşecek ve mutlaka mahrem göz ıraklığı gerekecek. Yani, günümüz koşullarında bütün yaşamsal ihtiyaçlar giderilecek ve en son cinselliğe sıra gelecek. O da, çiftin bioritmi karşılıklı denk düşerse gerçekleşecek bir eylem. (Tek kişilik mastürbasyon konu dışı)

Salt eylem diyerek olayı basitleştirmeyelim, güzel bir yemekten sonra içilen köpüklü bir kahve veya beş on dakikalık uyku şekerlemesi gibi zevk veren bir keyif unsurudur seks!!! (Aşk, duygu, ruhun estetiği konu dışı elbette)

Çoğu zaman tembellik edip “aman şimdi kalsın, daha sonra” denilen, olmasa da olabilen bir gereklilik! Ergenliğini yeni tamamlayan genç insanlar ile partnersiz olanlar için eminim durum farklıdır! Onların bu düşüncelerime katılmayacakları gün gibi ortada… “Aman sekse de üşenilir mi” dediklerini duyar gibiyim.

Üç öğün yemek yemeye üşenmiyoruz ama; sekse üşeniyoruz, ya da uygun platform bulamıyoruz. Sonuçta ömrümüzün çok az bir kısmını kapsayan cinselliğin, yemek yeme eylemi kadar hatta fazlasıyla beyinlerimizi, zamanlarımızı meşgul ettiğini görüyoruz. Aktif cinsel fonksiyon gücü, insan ömrünün üçte birini kapsıyor olsa da, uyku gibi aralıksız bir eylem biçimi değildir. Hele ki yeme dürtüsü gibi beşikten mezara süreğenliği söz konusu değildir. (İnsan vücudunun bilimsel açılımı cinselliği tüm zamanlara yayıyor olsa da)

Yeme dürtüsünün cinsellikle iç içe geçen ilişkisi, tarih boyu biline gelen bir bağdır. Dışavurumda cinselliği en iyi ifade eden sözcükler yeme organı olan dil, diş, ağız ve dudaklardır hiç kuşkusuz!

Yemekten sonra sevişilir, seviştikten sonra da uyunur… Bu üçlü kombinasyon çok bilinen bir tablo olmasına rağmen, insan ömrünün pek azında denge içinde yürümektedir. Çocukluk, ergenlik ve yaşlılık evrelerini içeren neredeyse 30-40 yılı kapsayan bir süreçte cinsellikten söz edilemezken, yemek yeme eylemi 4-5 saatlik aralıklarla biteviye tekrarlana gelmiştir.

Yemek yemediğiniz, bir bardak su bile içmediğiniz tek bir gününüz var mı? (Gün 24 saat olarak ele alınmalı ve 10-15 saatlik oruçlar buna dahil edilmemelidir.)

Hayatımız boyunca, tek bir gün dahi uzak duramadığımız yemek yeme ihtiyacımız yaşamımızı böylesine işgal etmişse, onu şölen haline getirmek kaçınılmaz zevkimiz olmuyor mu?

Günlük yaşamımızın üçte biri olan uyku için, en rahat yataklar, çarşaflar, yastıklar ve mobilya döşemeli odalar seçiyoruz. Uyurken hiçbir şeyi hatırlamadığımız halde, o yarı ölgün bilinçlerimize şahane yatak odaları tahsis ediyoruz ve derin bir uykuya önem veriyoruz.

Ağız tadı ile tatminkar bir sevişmeye türlü anlamlar yüklüyoruz, bir sürü masraflar edip ön hazırlıklar yapıyoruz. Aşk, sevgi, birliktelik gibi kutsal tanımlarla boğulup, yaşamımızın tek amacını cinsler arasındaki tensel alışverişe odaklıyoruz. Tüm bir yaşam boyunca aklımızda kalabilen sadece birkaç seks deneyimi adına yaşam boyu mücadele ediyoruz. ( Adına aşk, sevgi desek de)

Bütün yaşamsal faaliyetlerimizin yakıtı olan karın doyurma (açlık giderme) eylemi olan yemek yemeye gerekli önemi veriyor muyuz?

Eylül 2004


 

 

 

 
11 Mart 2008 Salı

6764 okunma

Aşçı Fok
Nurdan ÇAKIR TEZGİN



Son Yazılarım