2 





Asçi Fok'a Gelen Yayinlar


Platon'un Parmenides Diyalogunun Yorumu (141e - 142a)




Gönlümün Bir Parçası
Toplu Öyküler 2





Karanfilli Hikaye
Toplu Öyküler 1





Bir Gün Bir Issız Adaya Düşerseniz
Herodot'tan Malaparte'ye II. Cilt





Bir Gün Bir Issız Adaya Düşerseniz
Herodot'tan Malaparte'ye I. Cilt





insanlarımdan dünya manzaraları




Aliağa: Cumhuriyet Dönemi




İran Gezi Rehberi




YÜCE ALEMLERİ BİLMEK: İnisiyasyonun Modern Yolu




OLAĞANÜSTÜ İNSANLARLA KARŞILAŞMALAR




ASLAN HALKI: Gelecekten İnterkozmik Mesajlar




CESUR RUHLAR




DÜNYA TARİHÇESİ KEŞİF SEFERLERİ




PSİŞİK KORUNMA – Enerji Alanınızı Koruma ve Güçlendirme Teknikleri




Dünyanın Köftesi
Değişik Ülkeler, Değişik Köfteler





GURDJIEFF ve OUSPENSKY ÖĞRETİSİ ÜSTÜNE PSİKOLOJİK YORUMLAR 1. Cilt




Bulgur Yemekleri




ENNEADLAR




HİÇLİK DENEN YER
KUANTUM BOŞLUĞU VE TANRI'NIN ZİHNİNİ ARAYIŞ





Zeytin Ağacı Dergisi Sayı 14




Zeytin Ağacı Dergisi Sayı 13




Zeytin Ağacı Dergisi Sayı 11-12




Zeytin Ağacı Dergisi Sayı 10







Aşçı Fok / Nurdan Çakır Tezgin

Aliağa: Cumhuriyet Dönemi - Aşçı Fok / Nurdan Çakır Tezgin
  Paylaş
Google Bookmarks MySpace'de paylas



Aliağa: Cumhuriyet Dönemi


Cevat YILDIRIM
Aliağa Ticaret Odası Yayınları

ÖNSÖZ

Önceki kitabım "Güzelhisar" yayınlandığında Aliağa Belediye Başkanlığı çok sayıda alarak destek vermişti. Belediyenin 'Halkla İlişkiler' biriminde görevli kişilerden öğrendiğime göre bu kitaplar resmi kurumlara, kütüphanelere ve okullara dağıtılmıştı. Yurt dışından gelen bazı yabancı heyetlere çevreyi tanıtma amacıyla armağan edildiği de söylendi. Aliağa Belediye binası içinde yer alan Nadir Nadi Kitaplığı’na gittiğimde bir yıl geçmişti. Burada kütüphaneden sorumlu bayan görevli; kitapların hem öğrenciler, hem de büyükler tarafından okunduğunu söyledi. İzmir üniversitelerinden gelen bazı tarih bölümü öğrencilerinin de yararlandığını açıkladı.

Anladım ki, okuyucuya araştırılmış yeni bilgiler verilirse, okuyucunun ilgisi bitmeyecekti. Aliağa hakkında bazı yayınlar yapılmıştı. Ancak her yönüyle kapsamlı ve ciddi bir yayın yoktu. Aliağa göçlerle oluşmuş bir yerleşimdi. Çiftlikten köye, köyden nahiyeye, nahiyeden, ilçeye geçmişti. Naniye iken 1952'de belediye teşkilatına kavuşmuştu. 1922 öncesinde Aliağa Çiftliği Osmanlı-Rum köyü idi. Aliağa'nın Cumhuriyet dönemi yaşantısı yakın bir zamanın içindeydi. Nasıl köy oldu? Belediyeye ne zaman dönüştü? İlçe olmasını gençler, tarihi ile biliyor muydu? Bilinenler de yazılmadıkça unutulacaktı. İşte Aliağa'nın çiftlikten bugünlere gelişinin belgelenmesi gerekti.

Yeniden çalışmaya, araştırmaya karar verdim. Hareket noktam göçlerle başlayacaktı. Önce genele bakacak, sonra özele dönecektim, Osmanlının ekonomik ve sosyal yapısını sorguladım. Göçlerin ne zaman başladığını, Balkanların yüzyıl önceki vaziyetini, buradaki savaşı ve göçleri bulup yazıya döktüm. Arkasından özele girdim. Aliağa'ya ilk Balkan göçünü sorguladım. Koçanalıların gelişini öyküledim. İlk gelenler bu cihanda yoktu. Bize bir şeyler söyleyemezdi. Fakat onların çocukları, torunları dile geldi. Bildiklerini aktardılar. Gazeteler, dergiler, kitaplar da konuştu.

İlk göçün insanları yoktu. Mübadele'nin insanları, onların çocukları aramızdaydı. Geç kalınırsa onlar da buradan öte âleme göçecekti. Mübadiller, onların oğulları ve kızları, 1937 ve 1951 tarihinde Bulgaristan'dan gelenler de ses verdi. Gördüklerini, yaşadıklarını, kalemime, ses cihazıma söyledi. Bu şekilde konuştuğum kişilerin sayısı elliden fazlaydı. Doğrudan röportaj yaptıklarım 28 kişiydi. Bunların birçoğunun anlatımı "CD"ye geçti. Onların söylemi yetmeyince kitaplar, gazeteler, dergiler tekrar seslerini bana iletti. Kâfi gelmeyince de dağlar, taşlar, ovalar, yollar, okullar, çeşmeler, değirmenler, vapurlar, ormanlar da bildiklerini anlattı. İşte ben, bu söylenenleri derledim, topladım, sıraya dizdim, yazdım.

Cumhuriyet devrinde Aliağa'nın tarihi, ekonomik, sosyal çizgisini izlerken ülkemin çağdaşlaşma yolundaki hamlelerini bu sayfalara döktüm. Bu şekilde hareketimi bazı kişiler gereksiz görebilir. Onlara tavsiyem var olan bilgilerini yeniden tazelesinler, ya da o bölümleri atlasınlar. Benim amacım, Aliağa gençlerine ve ilgi duyanlara Cumhuriyet Dönemini ülke geneliyle birlikte Aliağa yönünden de belgelendirmek ve bilgilendirmekti. Aliağa'da tüm hemşehrilerimin atalarına yer veremedim. Çünkü bu çalışmanın gayesi; kişilerin tarihi değil, kişiler üzerinden tüm Aliağa'nın yaşantısına ışık tutmaktı.

Kyme'li tarihçi "Ephoros" "Bu kentin tarihi yok. Zira savaş yapmayı bilmiyorlardı" demiş. Aynı topraklarda kurulan Aliağa'lılar da kişilerle hiç savaşmadı. Mübadillerin savaşı toprak ile idi. Ancak tarihi vardı. Eski bilgiler yetersiz de olsa, bu toprakları yurt tutan insanların, bir yaşantısı vardı. Ben yaşananları bir muhabir gibi yazdım. İsteyen buna tarih, isteyen sosyoloji, isteyen olayların akışı desin. Yazılanlar belki araştırıcılara belge, ipucu ya da rehber olabilir. Olayların akışı sürerken hoşluklar, tasalar, kaygılar, yanlışlar, umutlar hep vardı. Bu duyguları, doğruları, gözlemlerimi, anlatıları sayfalara dökerken hep hemşerilerimin seslerine kulak verdim. Onlar hep söyledi. Ben kelimeleri tümce yaptım. Sözler ve sesler Aliağa'da yaşayanlarındı. Eğer bir yapıt ortaya çıkmışsa bu onlara aitti.

Bazı kişiler bilgi vermekten sakınsa da birçok hemşerim rahatça konuştu. Bildiklerini ses cihazına karşı öykülediler. Hepsine çok çok teşekkür ederim. Yürekten teşekkür ettiklerimden biri de merhum Ali Demirci'dir. Hep samimi ve sımsıcaktı. Yerli gazetecilerimizden yine merhum Mehmet Atıcı da bana gazete koleksiyonlarını verdi. Onlardan yararlandım. Bu iki kişiyi özellikle rahmetle ve saygıyla anarım. İzmir "Apikam"daki eski gazete koleksiyonlarını inceleme fırsatını sunan ve çalışmamı sağlayan ilgililere de teşekkürlerimi sunarım.

Eseri okuyanların, bu çalışmama belli bir yerdeki insan yaşamının tarihsel süreçte sayılarla, rakamlarla ve kelimelerle ifade edilen belgesi diye bakmalarını yeğlerim. Hatalarımı da hoş görerek, kritiklerini ifade ederlerse mutlu olurum.

Cevat YILDIRIM
Aliağa, 2008

Aşçı Fok
Nurdan ÇAKIR TEZGİN







Yayın Tarihi : 14.07.2009 / 341


YORUMLAR

Bu yazı için henüz yorum yazılmamıştır.


Son Yazılar





Güncem


Okumayı sevmek, hayattaki can sıkıcı saatleri en güzel saatlerle değiştirmektir.
MONTESQUIEU


Ekmek Dolması

"Bir dolma istiyorum." diyor Foçalı, ekmek fırınına girince.... (devamı)
GDO mevzuatında ipin ucu kaçmış!

Gelecek nesillerin devamı için dünya insanının görmezden ... (devamı)
Foça Kitap Kulübü Saklı Bahçe Sanat Evi'ndeydi

Foça bir kapalı kutu.

Her gün bilmediğiniz yeni bi... (devamı)
Sanatçıların Beşkapılar çıkartması devam ediyor

Foça'nın giderek sanatçı istilasına uğradığını çok sık ifade... (devamı)
Sıcakta Salı Pazarı

Bugün Salı Pazarı. Erkenden soluğu Pazarda aldım ki öğle sıc... (devamı)
Gülbahçe'ye selam olsun

Temmuz geleneklerimizden biridir Gülbahçe aile toplantılarım... (devamı)
Sanatçı Yuvalanması

Evet son zamanlarda Foça'ya neler oluyor! Nereye dönsem bir ... (devamı)
Temmuz Telaşı

Temmuzun sesine kulak tıkamayan Temmuz severlerdenimdir ben.... (devamı)
Foça'da Sanat

Akıl ermiyor şu Foça'ya! Hani dıştan belli olmayan bazı cevh... (devamı)
Deniz Kestanesi yani, DİKEN

"İki diken kırsan öğün olur, kime varsan kocan olur!"
... (devamı)







- İstanbullu Denizini Özlüyor
- 2. EKOLOJİK KARNAVAL BAŞLIYOR!
- Menemen Dutlar Köyü’nde Permakültür eğitimi
- Zeytinyağı “Tadımcı Eğitimi Programı” düzenlendi
- II. Ulusal Zeytin Öğrenci Kongresi

YORUMLAR
Yorum yazan : Banu Bingör
4 Gülbahçe'ye selam olsun
Yorum yazan : esin çakir
4 İyi ki doğdun Güzin
Yorum yazan : Banu Bingör
4 Taze ve özenilesi güzel
Yorum yazan : Guzin Tumer
4 İyi ki doğdun Güzin
Yorum yazan : ali ihsan emre
4 Ekmek Dolması



Geri Dön   Yukarı Çık               




© 2007 Her hakkı saklıdır.


Tasarım : FocaFoca