İçinde yaşadığımız Dünya'yı, Güneş'i, yıldızları ve galaksileri bir araya toplayıp kozmik bir çöplüğe atarsanız ne olur, geriye ne kalır? Hiçlik kavramı 2000 yıldan fazla bir süredir düşünürleri ve bilim adamlarını meşgul ediyor. Modern bilim tarfından kuantum boşluğu olarak adlandırılan hiçlik, maddeyi meydana getiren atomların, insan zihninin ve farklı boyutların sırlarını çözmemize ve Tanrı'nın zihnini okuyabilmemize yardım ediyor.
Kuantum boşluğu her şeyin altında yatan yaratıcı bir doluluk olabilir mi, evren nereden geliyor, yaşamın tümü bir yazılım olabilir mi, insanın düşünce ve hatıraları beyninde mi yoksa boşlukta mı depolanıyor ve boşluğun enerjisinden faydalanarak uzay yolculukları yapmak mümkün mü gibi sorulara verilecek cevapların tümü hiçliğin derinliklerinde yatıyor.
Şeftali Bahçeleri'nden: "Muhasebeci Bey, pembeye yakın bulanık renkli bir cins şeftali rakısına düşkündü; «Bakalım benim âb-ı hayatı nasıl bulacaksınız?» diye kadehi uzattı: Agâh Bey içti; biraz buruk, ama baygın kokulu, tuhaf lezzetli, hoş bir içkiydi. Ötede kalem efendileri rakı sofrasını kurmak, mezeleri, salataları hazırlamakla meşguldü; odacılar kenarda ateş yakmışlar, kebap çeviriyorlardı. Şeftali kokusuna kansan bu pişmiş et kokusu akşamın serinliği içinde insana keyifli bir iştah veriyordu; sürekli içiyorlar, üzerlerine yoğurt dökülmüş sıcak patlıcan kızartmalarından, taratorlu semizotu salatalarından kaşık kaşık yiyorlardı." Refik Halit Karay