11 

Slow Food

Slow Food

Terra Madre


Asçı Fok'a Gelen Yayınlar


Tanrıların Doğuşu




Sinemada Oyuncu




Sinema Göstergebilimi




Geçmiş Yaşamlarınızı İyileştirmek




İçten Yaşamak




Küçük Taşlar İklimi




Düş/Görümlüğü




Hiçlik Kulesi




Kırmızı Otobüs




Çağrışımlar




Çocukların Unutulan Dili




Dikkat: Ruh eşiniz çıkabilir! – Fiziksel Dünyada Ruhsal Sevgi




Yedi Gün Duası




EXCIDO




300 Soruda Deneysel Ruhçuluk




Deniz Gezmiş ve Kırmızı Pabuçlar




Sevda Yunus ve Çelik




ÖTEALEME GEÇERKEN GÖRDÜKLERİMİZ




RUHLAR KİTABI – Ruhçu Doktrinin Esasları




Platon'un Parmenides Diyalogunun Yorumu (141e - 142a)




Gönlümün Bir Parçası
Toplu Öyküler 2





Karanfilli Hikaye
Toplu Öyküler 1





Bir Gün Bir Issız Adaya Düşerseniz
Herodot'tan Malaparte'ye II. Cilt





Bir Gün Bir Issız Adaya Düşerseniz
Herodot'tan Malaparte'ye I. Cilt





insanlarımdan dünya manzaraları




Aliağa: Cumhuriyet Dönemi




İran Gezi Rehberi




YÜCE ALEMLERİ BİLMEK: İnisiyasyonun Modern Yolu




OLAĞANÜSTÜ İNSANLARLA KARŞILAŞMALAR




ASLAN HALKI: Gelecekten İnterkozmik Mesajlar




CESUR RUHLAR




DÜNYA TARİHÇESİ KEŞİF SEFERLERİ




PSİŞİK KORUNMA – Enerji Alanınızı Koruma ve Güçlendirme Teknikleri




Dünyanın Köftesi
Değişik Ülkeler, Değişik Köfteler





GURDJIEFF ve OUSPENSKY ÖĞRETİSİ ÜSTÜNE PSİKOLOJİK YORUMLAR 1. Cilt




Bulgur Yemekleri




ENNEADLAR




HİÇLİK DENEN YER
KUANTUM BOŞLUĞU VE TANRI'NIN ZİHNİNİ ARAYIŞ





Zeytin Ağacı Dergisi Sayı 14




Zeytin Ağacı Dergisi Sayı 13




Zeytin Ağacı Dergisi Sayı 11-12




Zeytin Ağacı Dergisi Sayı 10








www.focafoca.com www.marmarismarmaris.com www.fethiyefethiye.com www.mudanyamudanya.com



Yorum yazın    /    Yorumları Okuyun (0)


14.05.2012

Balık ayini



Bazı ülkelerde balık kutsal varlıktır!
Her sabah birtakım balıklar bazı balıkçılarca nazikçe tutulur ve kırmızı halıya, pardon kırmızı masaya bilgeliklerine göre sıralanır.

Ve insanlar da her sabah aynı saatte, onlara olan hayranlıklarını sunarlar. Bunun adına bazı yerlerde "balık mezatı" dense de ayin dendiğini de düşünmek istiyorum!


Yorum yazın    /    Yorumları Okuyun (1)


11.05.2012

Ölümü kaçırtan totem!



Evet, neden olmasın?
Ölümü kaçırtan bir "şey" olabilir mi? Herhangi bir şey...
O şeyin olma ihtimali, olmama ihtimali kadarsa ve bazıları ölümü sürekli ıskalıyorsa!

Bilinmezlikler içinde kesinleşmemiş hiçbir 'şey' sorgulanamaz değil, en azından bundan eminiz!

Ortaçağda ölümsüzlük ve ölümü öteleme üzerine kafa yoranları diri diri yakıyorlarmış. Aman en iyisi susayım!

Ölümsüz olmak can sıkıcı, oysa; ölümü yeterince öteleme yetisi kulağa hoş geliyor! Niye olmasın?

Bir totem bulmalı.


Yorum yazın    /    Yorumları Okuyun (0)


10.05.2012

Zumbara nedir?





Yorum yazın    /    Yorumları Okuyun (0)


07.05.2012

Mektup, yüzük ve gül...



Önce gülü gördüm.
Mektuba yazılanlar silinmiş. Yüzük ince bir ipe bağlı...

Hıdrellez dileğidir bu dedim, hayır; diğerini düşünmedim!



Yorum yazın    /    Yorumları Okuyun (0)




Yorum yazın    /    Yorumları Okuyun (0)


02.05.2012

Deprem çantası kararı!


Derin dondurucuya koyacağım iç baklaları ayıklamış dış kabuklarını da soysam mı diye ikircikleniyordum ki, şangırtılı bir vuruşla dipten geldi mübarek; Dabbet-ül arz gibi! Uğultu ve kaşık çatalların devrilmesi eşliğinde Turgay bana, ben ona bakarken eski lûzumsuz bilgiler kulağımızda küpelendiğinden hemen evin ortasındaki sütunun altına girdik! Ne alâkaysa!

5.0 şiddetteymiş, merkezi İzmir Körfezi'ymiş. Sanki Foça'dan daha fazla mı hissettik ne! Şaşkınlık ve korkudan, kafamı uzatıp konu komşuya sakin olun demeye başladım. Ocaktaki fasulye tenceresinin altını söndüreceğim derken daha bir açtım çabuk pişsin diye! Üstümü başımı giyeyim derken eteğimi ters giyip güneş gözlüğümü aceleyle gözüme takmışım, her yer karanlık gelince neden sonra aydım...

Karnıyarık tepsisini fırına verecektim, hemen vazgeçiyorum deprem oldu ya, buzdolabına koyma telâşım evlere şenlik. Derler ya Allah verdiği aklı almasın. Sokağa çıkabildiğimizde aradan 10 dakika geçmişti, ters eteğim sırtımda, çantam, terliklerim, fotoğraf makinem ve nasılsa bir şişe su.

Her neyse bu bir kez daha öğretti ki saçma sapan şebeleklikler yapmayıp akıllı uslu kendi kriz masamızı kurmalıyız! Ege deprem bölgesi ve belli ki İzmir bir serenceme hazırlanıyor. İstanbul derken İzmir vuracak galiba!

Son 10 gündür bu benim hissettiğim üçüncü depremin en şiddetlisiydi. Sokakları biraz turlayıp girdik yine evimize. Kara kara düşünüyoruz, bizim bir koşu dışarı çıkma şansımız yok, ne yapmalı da neresinde durmalıyız evin? Buzdolabı ve demir bir dolapta karar kılıyoruz, hayat üçgeni oluşturmak için. Uzmanların fikri bu. Artık kiriş sütun gibi yerlerin modası bitmiş, aksine çok tehlikeliymiş. Ağır ve demir aksamlı bir eşyanın yanına yatıp bekleyecekmişiz. İyi.

Bir de şu deprem çantası olayı var. İlk yardım ve kısa süre için gerekli hayati malzeme. Radyo, pil, su, bisküvi, el feneri, battaniye, örtü, devamlı kullanılan ilaçlarımız vs.

İnsanın aklına her şey geliyor; depremin vereceği hasarı hemen farketmenin aciliyet içerdiği durumlar var. Aliağa ağır sanayii'nin termik santralleri, gübre fabrikaları, petrol türevi fabrikaları, kimyevi madde vs... Bunların silolarından tehlikeli gaz sızıntısı olma halinde çevresindeki insanlara ve tüm canlılara vereceği ölümcül zararların farkındalığı durumu var ki insanı huzursuz ediyor. Sahi bu tür felaketlere karşı Aliağa'nın nasıl bir uyarı-koruma mekanizması var? Siren sesleriyle halkı uyarabilecekler mi? Halka, "kaçın uzaklaşın sızıntı var" diyecekler mi? Yoksa sızıntı ve asit serpintilerini iş işten geçtikten sonra mı duyacağız? Yetkili zatların saklama gibi bir huyu vardır ya, insan tırsıyor ister istemez!

Ben heyecanlı şahsiyet ocaktaki fasulyenin altını kapatamazken, bu tür felaket senaryoları yazmayayım. Gidip, en iyisi bir deprem çantası kotarayım!


Yorum yazın    /    Yorumları Okuyun (0)


30.04.2012

Arapsaçının en bol zamanı ama, yılanlar tükürünceye kadar...



Sadece Ege'de değil, bütün her yerde var bu mübarek ottan. Geçen hafta Marmara Bölgesi'ndeydim orada da o kadar çok ki! Marmaralılar pek bilmediklerinden olsa gerek pazarlarda satışı yok. Satılsa da dereotuyla karıştırırlar eminim...

Keskin aromasından tanırsınız onu; bildiğimiz rezene, anason kokusundan. Her girdiği ortamı kendine benzeten haylaz zıpır çocuklar gibidir bizim arapsaçı, etlisi eti dönüşüme uğratır, sebzelisi ona keza, zaten karışık ot yemeklerinde ayarı fazla kaçırırsanız bildiğiniz arapsaçı yemeği olur kaçarı yok.

Körpeciklerini anlamanın yolu, toplarken orta ve dip kısımlarındaki açık yeşil renkli olan kısımlarına dikkat etmektir. Dışında kalan sert ve koyu yeşil iğne yapraklar karttır, bilenler kullanmazlar. Foçalılar, "sıra" dedikleri arapsaçını yılan tükürünceye kadar toplayıp yerler. Mayıs sonu itibariyle yılanlar uyanıp otların arasında gezinirken, arapsaçı bitkisinin dip kısmına sümüksü köpükvari beyaz bir sıvı bırakırlar, işte o sıvıyı gören Foçalılar "yılan tükürmüş yenmez" derler.




Yorum yazın    /    Yorumları Okuyun (2)


26.04.2012

Ne ekersek onu biçeriz!


Her bir eylemin eşit oranda bir reaksiyonu vardır. Bu yasa (Etki-Tepki Yasası) Newton tarafından havaya bir topun atılması ve topun onu atan kişiye geri dönmesi şeklinde açıklanmıştır. Tüm dinler ve ruhsal öğretiler bu Yasa'yı değişik şekillerde açıklamıştır. En sık olanı, ne ekersek onu biçeriz. Bu Yasa, yaşantımızda kullandığımız herşey için geçerlidir. Paramızı, zihnimizi, çevremizi ve zamanımızı kullanmada başta olmak üzere insana dair her şeyde...
Brahma Kumaris


Bütünün içindeki diğerleri ile nasıl ilişki kuruyoruz? Enerjimizi nasıl kullanıyoruz? Her eylemimizin bize mutlaka geri döneceğinin farkında mıyız? Aslında ne kadar kolay ve basit bir denklem bu. Ektiklerimizin biçeceklerimiz olduğunun farkında olursak yaşam daha dengede olmaz mı? Niye uygulamakta bu kadar yetersiziz? Bir düşünelim dedim bugün...




Yorum yazın    /    Yorumları Okuyun (0)


22.04.2012

Çulu çaputu satıp savıp düşmeli yollara!



Ne vakit yolculuklara içim aksa evi sırtıma koyup yola düşesim gelir. Ayıp ayıp sus diyorum kendime, dün döndüm 20 günlük gezmelerden, ayıp Aşçı Fok sus!
Ama; Yolda olmak kadar insana iyi gelen ne olabilir! Eve dönmek mi? Hımm evet, kimilerine göre yolda olmanın en keyifli yanı eve dönmek derler. Benim için de geçerli bu, bir de evimin o sımsıcak atmosferi beni sarıp sarmaladığı an yeniden yolları hayal etmek olmasa!


Yorum yazın    /    Yorumları Okuyun (1)


18.04.2012

Dev Damları diyarında



Annemin çocukluğundaki Dev Damları'nı (lahit mezarlar) ziyarete gittik. Antik Dönemde Karmylassos olarak bilinen Fethiye Kaya Köyü'n Gökçeburun Mevkii'nde bulunan dev damlarında hem kekik topladık, hem de Kaya Köylü Sema'nın çocukluk anılarına uzandık...

"Çocukken korkardık oraya gitmeye, dev damlarından dev gibi canavarlar çıkıp yolumuzu kesecek sanırdık! Kim biliyordu ki onların tarihi özelliklerini? Dev damıydı onlar, korkutucu, öcü ve gidilmemesi gereken yer" diyor annem.

İsa'dan Önce 3. ve 4. yüzyıllara uzanan tarihsel geçmişleriyle esrarengiz duruşlarını halen de öylece sergiliyorlar. Yüzlerce yıldır birçok define arayıcısının kazı hedefi olan bu lahitler arasından bugüne seslenmek heyecan verici. Köklerinin, kayalar arasındaki arsızca uzanışıyla her bahar tazelenen dağ kekiği boyboncuklarını toplayan kadının kaç yaşında olduğunu kestiremiyorum! 6 -7 yaşında da olabilir 12 - 13 yaşlarında da.

Dev Damları'ndan geçmemek için yolunu değiştiren çocuğun bugünkü yaşlı başlı halini izlerken, anlattığı hikayeleri yazasım geliyor. Yazmalıyım...


Yorum yazın    /    Yorumları Okuyun (1)


06.04.2012

Melengiçin sincapları



Sonbaharda melengiç ağacının dalları arasında seslerini duyar, nar ve incirlere olan hızlı ziyaretlerini izlerdik… Hep bir acele, hep bir telâşe içindeydiler. Meğer, yuvalarına kışlık erzak depoluyorlarmış! Kış öncesi hazırlık dönemleriydi, şimdiyse ilkbahar ve yine geldim onları ziyarete. 250 yıllık melengicin kovuğundaki dehlizleri ve sakini sincapları merak ediyorum, gizli yuvalarını, yollarını, ambarlarını ve yeni doğan sincap bebeciklerini hepsini merak ediyorum...

Annemin deyişiyle Menegiç, yani bildiğimiz melengiç ağacı henüz yeni yapraklanıyor, rengârenk filizleri uç vermeye başlamış. Annem, melengicin pürçüklü ilk görünümüne gavut diyor. Bir süre sonra dökülecekmiş o gavut dediği toz bulutuna benzer şeyler! Yaprakları çok küçük olduğu için toz bulutu gibi görünen dallar halen çıplak gibi duruyor. Baharın bu ilk günlerinde onlarla yine karşılaşmak sürpriz olmadı, biliyordum göreceğimi…

Yavrularıyla koşturmaya başlamışlar ama bu defa ağaçlar arası gezinmiyorlar. Genellikle bulundukları dalda tüylerini yalıyorlar, patileriyle kaşlarını gözlerini ovuşturuyorlar. Sonbahardaki gibi aceleci değiller, baharın bütün azametini bedenlerine sindirmenin huzuru içindeler. Sincap mahlûkatının kış uykusundan uyanması böyle oluyor herhalde!
Ama çok sevimliler…


Yorum yazın    /    Yorumları Okuyun (2)


04.04.2012

Beyaz fransola



Eski bir taşevin yüzyıllık soğanıdır o, her bahar merhaba der kayalaşmış taşlar arasından...


Yorum yazın    /    Yorumları Okuyun (0)


31.03.2012

Ege'de gelinciğin tam zamanı...



Gelincikotunu bilirsiniz değil mi? Hani şu bildiğimiz kırmızı gelinciğin en körpe yeşil halini...

Ege'de gelincikotu Nisan ortasına kadar toplanabilir, tabi yağışlarla da ilgili. Sıcaklar ve yağış fazla olursa gelincik dallarının hepsi tomurcuğa durur, tarla ve bahçeleri kırmızıya boyar... Bilindiği üzere kırmızı gelincik şurubu mevsimi Mayıstır. Çocukluğumuzun gelincik tarlaları gelir aklıma; piknik yaptığımız günler, salıncaktan yuvarlanıp çimenlerle yeşillendiğimiz, turfanda domates biberin sayı ve gramla satın alındığı o eski günler. Turfanda salatalıkla patates salatası yapan annemizin sirke ve zeytinyağı şişesini kırmadan piknik alanına getirme gayretlerine anlam veremediğimiz, o en has, en lezzetli günler!

Okulların son günleridir artık; son notlar, kurtarma yazılıları, dörbuçuktan beş ile sınıf geçme ümitleri ve ergen çocuk olmanın en masum yürek pırpırları... Gelincik demetlerinin ellerimizi ve elbiselerimizi boyadığı o uzayan baharlarda Omo ve Tursil deterjanına güvenen annelerimizin gözü üstümüzde olduğu o en çocuk günlerimizi hatırlıyorsunuz değil mi?

Gelincik şerbeti yapabilme uğraşımıza annelerimizin "olmaz" demeyip yine de, boynu bükülen gelincik çiçeklerini çaktırmadan çöpe attığını bildiğimiz o eski zamanları andım işte birden. Kırmızı gelincikler açmadı henüz, bir de açsalar...

Gelincikotu için tam, "tek başına değil de karışık ot yemeği ve börek için ot çeşidi olarak kurtarıcıdır." diyecektim ! Daldım gittim, bahar sanrılarına tutuldum yine... Yok yok, "yaşlanıyoruz" demiyorum. Bundan böyle bilgelik çağımızın incilerini döküyoruz diyeceğim!


Yorum yazın    /    Yorumları Okuyun (0)


26.03.2012

Kütüphane Haftası



48. Kütüphane Haftası etkinlikleri kapsamında 26 Mart Pazartesi günü 12.30-13.00 saatleri arasında 81 ilde şehir merkezlerinde, büyükşehirlerin ilçelerinde toplumun kitap ve kütüphaneye ilgisini çekmek, toplumda okuma alışkanlığı konusunda farkındalık yaratmak için; kütüphaneciler, bilgi ve belge yönetimi bölümü öğrencileri, akademisyenler, yazarlar, çizerler, yayıncılar, okurlar hep birlikte kitap okudular...



Yorum yazın    /    Yorumları Okuyun (0)




Aşçı Fok

İnsan denilen varlık "olduğu" kadardır! Hayal edip düşündüğü, hissettiği, gördüğü, işittiği, kokladığı, dokunduğu, diliyle tattığı kadardır... İnsan; bü .....

Foça’ya 1000 kişilik dev bir “Yaşam Köyü”

Foça, kendine ikinci bir şansı hak görenlerin kentidir biraz... (devamı)
Foça Yeryüzü Pazarı'na Hıdrellez müjdesi

Bugünkü Foça Yeryüzü Pazarı’nda, Zekeriya Sofrası ya d... (devamı)
Foça’da Hıdrellez

5 Mayıs ile başlayıp 6 Mayıs ile gün boyu devam eden bir ... (devamı)
Katırtırnağı reçeli

Gül reçeli dışındaki çiçek reçellerine biraz mesafeliyiz ned... (devamı)
Semizotlu enginar

Enginarın en çılgın günlerindeyiz… Geçen haftaki Salı Pazarı... (devamı)
Kuzu göbeğine yolculuk; Morel mi desem?

Her Nisan yolumuzu düşürdüğümüz Fethiye’nin, bu yıl gü... (devamı)
Aşkı ve otları öğrenmek!

“Ben aşkı kitaplardan öğrendim” diyen bir akadem... (devamı)
Elma ağacı ve Meral Okay

Çetin geçen kış elma ağacını veranda çatısının üzerine yan y... (devamı)










- Toprak Ana Günü 11 Aralık 2011 Pazar günü Foça'da kutlanacak
- III.ULUSAL ZEYTIN OGRENCI KONGRESI
- 18. IDA (KAZDAĞI) KÜLTÜR VE SANAT ETKİNLİKLERİ
- Yaşam Okulu yeniden 1- 7 Temmuz 2011
- 36. Uluslarası Grup Psikoterapileri Kongresi

Öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yani ağır bastığından.
Nazım Hikmet Ran



YORUMLAR
Yorum yazan : Özlemaki
4 Balık ayini
Yorum yazan : Aşçı Fok
4 Kayaköy'ün boyboncuk kekiği
Yorum yazan : Aşçı Fok
4 Elma ağacı ve Meral Okay
Yorum yazan : M.Ersoy
4 Kayaköy'ün boyboncuk kekiği
Yorum yazan : Aşçı Fok
4 Foça’da Hıdrellez



Geri Dön   Yukarı Çık               




© 2007 Her hakkı saklıdır.


Tasarım : FocaFoca